Nihayet, Tâif’ten uzaklaşarak dinlenmek için mola verdiler. Bir ağacın altında oturan Hz. Muhammed (s.a.v)’in ayakkabıları kanla dolmuştu. Sığındıkları yerdeki bağ, Kureyş’in ileri gelenlerinden Utbe bin Rebîa ve kardeşi Şeybe’ye aitti. Onlar Peygamberimiz (a.s.m)’ın akrabalarıydı. Allah Resûlü (s.a.v) Mekke’de kendisine çok eziyet eden bu insanları görünce rahatsız oldu ve onların yanına gitmedi. Biraz dinlendikten sonra kalktı, iki rekât namaz kıldı. Sonra ellerini kaldırarak Rabbine yalvarmaya, dua etmeye başladı:
“Ve dediler ki: Bu Kur’an, iki şehirden bir büyük adama indirilse olmaz mıydı?
Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Dünya hayatında onların geçimliklerini aralarında biz paylaştırdık. Birbirlerine iş gördürmeleri için kimini ötekine derecelerle üstün kıldık. Rabbinin rahmeti, onların biriktirdikleri şeylerden daha hayırlıdır.”
Zuhruf Sûresi, 43/31-32
Tâif’e vardıklarında o zaman Tâif ’in önde gelenlerinden olan Sakîflilerin yanına gittiler. Resûlullah (s.a.v) burada Amr bin Umeyroğulları olan Habîb, Abdiyâleyl ve Mes’ûd ile konuştu.