Meltem, annesinin yokluğu ve babasının ikinci evliliğinde istenmeyen evlat olarak babaannesinde yaşamış ve ömrü boyunca sıcak bir aile hayatının özlemini duymuş birisidir.
Yaşadığı mutsuz evlilikten sonra tanıştığı Fırat ile Balıkesir'in bir köyüne gider ve orada oldukça gizemli bir yaşlı teyze ile karşılaşır.
Selime teyze'nin hayat hikâyesini dinledikçe yaşadıkları hislerin benzerliği ile bugüne kadar aldığı kararları sorgular ve o da hayat hikâyesini anlatmaya başlar.
İkili konuştukça aslında kendi hikâyelerinde görmedikleri detayları birbirine göstermeye başlar ve bu sohbet bundan sonra atacakları adımda etkili olur.
Yazarın kalemi ile bu kitapla tanıştım ve gerçekten çok sevdim. Sıcak, samimi, içten bir anlatım tarzı var. Özellikle karakterlerin iç dünyası ve çatışmalarını çok güzel yansıtmıştı.
Karakterler aracılığıyla belki de bize normal gelen şeylerin bir başkası için ne kadar önemli olduğunu ve onları incitebileceğini göstermişti bize aslında.
Ben hem Meltem'e hem Selime teyzeye çok üzüldüm. Kitabın sonunda aslında ikisinin de olaylara hiç bakmadikları yönden hatalı gördükleri kişiler üzerinden de bakmayı öğrendiklerini ve bunun sonucunda yollarını çizdiklerini görüyoruz.
Meltem açısından çok sevindiğim ama keşke Selime teyzeyi de okusaydık dediğim bir sonu vardı kitabın. Mutlaka yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım.
Mercan, yetiştirme yurdunda büyümüş, yurtta birlikte büyüdüğü ve kardeşi bildiği Elif'ten başka kimsesi olmayan birisidir.
Fakat beklenmedik anda Elif'i kaybeder ve henüz çok küçük olan kızı İpek annesiz kalır. Babası ona bakamayacağını söyleyince yetiştirme yurdunda büyümenin ne demek olduğunu iyi bilen Mercan, İpek'in aynı kaderi yaşamasını istemez ve onu yanında tutmak için mücadele eder.
İpek için gözünü karartan Mercan her şeyi göze almıştır. Okuldan arkadaşının abisiyle anlaşmalı evlilik yapmak da dahil.
Mercan, bugüne kadar sert kabuğunun altında saklanmış insanlardan uzak durmuştur fakat evlendiği adam ve ailesi onu sevgiyle sarmaya hazırdır. Mercan hem bu duruma alışmak da zorlanır hem de kaybetme korkusuyla baş etmeye çalışır.
Yazarın kalemini ve hissettirdiği o sakinliği çok seviyorum. Karakterler ve olaylar o kadar günlük hayatta sıkça rastladığımız türden ki bunu okumak çok iyi geliyor.
Mercan ve İpek'in kaybı, abartısız sıfırdayken birbirlerini tutunmaları, Mercan'ın o çaresiz hâli beni paramparça etti. Fakat kitapta en sevdiğim şey konu çok fazla drama kayabilecekken yazarın aslında bunu dengede tutması ve umut vaad eden bir yerden yazması beni çok etkiledi.
Mercan'ın sevgiyle bir çiçek gibi açmasını izlemek müthiş bir keyifti benim için. İpek ile olan etkileşimi, ilişkisi o kadar güzeldi ki.
Ömer'e gelecek olursak. Artık daha fazla böyle erkek karakterler okumalıyız kampanyası başlatmak istiyorum. O kadar nahif o kadar düşünceli bir o kadar da dağ gibi sağlam durabilen bir karakter ki.
Ömer'de zor şeyler yaşamış bir karakter o da Mercan ve İpek ile birlikte yaralarını sardı. Tüm kırık parçalar bir araya gelip dünyanın en güzel tablosunu oluşturdular.
Ömer'in, İpek ile olan ilişkisine kalbimi bıraktım. Onları her okuduğumda adeta gözlerimden