Gerçekten okurken büyük keyif aldığım bir kitaptı. Kitabı kısa sürede bitirdim. Ve gerçekten saçma bir hata yaparak ikinci kitaptan başladım. Yani birinci kitap olan kazanırsak kaybederiz çevrimiçiyi okumadım ve bunu geç fark ettim. Sonradan da olayları bildiğimden birinciyi okumak istemedim ve ikinci kitabını bitirdim. Bu yüzden olsa gerek başında kafam karıştı şimdi düşününce kitabın başından nasıl ikinci kitap olduğunu anlamışım kendime şaşırıyorum.
Kitap Eva'nın haksız bin şekilde fame ecinden kovulmasıyla başlıyor ve fame evine geri dönmesiyli devam ediyor. Ve Eva bu sefer geri döndüğühdi eskisi gibi masum kalabilicek mi?
Peki herkesin Atlas ve Aral erasında kalırken benim Kaan'ı istemem??
Ah benim ikinci erkek sendromum ne zaman bitecek? ( Gerçi Kaan ikinci değil üçüncü erkek mi oluyor)
Çok sevdiğim yazar olan Zülfü Livaneli'nin soluksuz kitaplarından biriydi.
Boğaziçi'nde Bosnalılar Yalısı'nda doğup büyümüş paşa torunu olan Leyla Hanım, dedesinin ölümünden sonra yalının müştemilatında yaşamaya başlar. Ancak yalının yeni sahibi Ömer Cevheroğlu tarafından sokağa atılır ve torunu gibi gördüğü gazeteci Yusuf'un evinde kalmaya mecbur kalır.
Leyla Hanım bu olay sonucu bilmediği dünyaları ve insanları görecek yani hayatı yeniden keşfedecektir.
Bu kitap da sadece Leyla hanımı değil, Ömer Bey'i, karısı Neclayı Ali Yekta Bey'i, Rukiyeyi, Yusufu da tanıyacağız. Onların hayatlarını ve pişmanlıklarını da anlayacağız.
Yusuf'un sevgilisi Rukiye sahne adıyla Roxy, hip-hop müzik yaparak para kazanmaya çalışır. Rukiye Almanya'da yaşayan bir Türk kızıdır. Ailesinin baskılarından bıkmıştır. Bu yüzden de Leylayı ilk gördüğünde istemez.
Leyla Hanım bir gün evi görmeye gittiğinde Ömer Bey'in babası Ali Yekta Bey ile tanışır.
Farklı dünyadan gelen insanların hayatlarının keşismesinin hikayesi.