Eda Özuğur

Eda Özuğur
@edastonem
Books, not guns. Culture, not violence.
Avukat
Hukuk/Başkent Üniversitesi
İstanbul/Ankara
24 Mayıs
26 okur puanı
Temmuz 2018 tarihinde katıldı
Mükemmel? Değil...
Puan vermedi·320 syf.··
2026 3. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Ocak 2026 00:00
Hadi bakalım, üçüncüde keramet vardır diye üçüncü kitaba başladım. Üçüncü kitap, ilk iki kitaba kıyasla çok daha sürükleyici ve heyecanlı ilerledi. Kızlar birbirine yakınlaşmaya başlasa da her biri kendi özel hayatı ve kendi sorunlarıyla baş etmekle meşgul; dizideki gibi tam anlamıyla kenetlenmiş bir arkadaş grubu olmaktan hâlâ uzaklar. Zira A, her birinin hayatını ayrı biçimlerde mahvetme konusunda epey yol kat etmiş durumda. İlk iki kitapta okuduğumuz ve etkisini pek hissetmediğimiz A'nın tehditleri artık ciddi bir hal almaya ve birer birer gerçekleşmeye başlıyor. Öte yandan Aria ile Ezra'nın ilişkisi üçüncü kitapta daha da ürpertici bir hal alıyor; resmen yasadışı bir ilişkinin detaylarını okuyoruz. Ama şunu söylemek istiyorum, tamamen kendi hislerime dayanarak: bence yazar da Ezra'yı pek sevmiyor. Onu betimlerken çok ilginç sıfatlar ve anlatımlar kullanıyor; neredeyse bizi Ezra'dan iğrendirmeye, Aria'nın Ezra'ya olan duygularının aslında o ergenlik salaklığından ibaret olduğunu ve Ezra'nın gerçek bir groomer olduğunu bize anlatmaya çalışıyor gibi. Ama bilemiyorum, belki de öyle bir şey söz konusu değildir. Belki de tamamen kendi hislerimi yansıtıyorumdur. Bir de şunu ekleyeyim: bu seriye dair çeşitli yorumlarda hep Ezra'nın Aria ile ilişkisi yüzünden hapse girdiğini duymuştum. Oysa kitapta hiç de öyle bir şey olmuyor. Şikâyet ediliyor, evi basılıyor, kapı kırılıyor, üstelik Aria ile yatakta yakalanıyor; ama Aria şikâyetçi olmadığı için Ezra'ya hiçbir şey olmuyor. Gerisini siz düşünün. Bir de Emily'nin ailesi durumu var... Aile korkunç derecede homofobik eylemler sergilerken Emily'nin bütün bunlara karşı o pasif, sıkıcı duruşu açıkçası okurken beni yerlerde yuvarlandırdı. Üstüne bir de ailenin gözü dönmüşçesine kendi kızlarının psikolojisini, hatta insanlığını
MükemmelSara Shepard · Martı Yayınları · 2018239 okunma
Reklam
Ah Toby...
Puan vermedi·350 syf.··
2024 11. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Temmuz 2024 00:00
İlk kitabın sönük anlatımı ve problematik öğelerinin ardından ikinci kitaba geçtiğimde gerilimin hissedilir biçimde arttığını görmek beni hem mutlu etti hem de seriye olan umudumu yeşillendirdi. Tam tahmin ettiğim gibi, daha önce dizisinden tanıdığım senaryodan bambaşka bir senaryo beni bekliyordu. İkinci kitap, serinin namını yürüten gerilim atmosferini ve merak uyandıran olay örgüsünü nihayet hissettiren bir kitap oldu. Problematik öğeler ilk kitaba kıyasla oldukça azalmıştı. Ya da en azından kör göze parmak derecesinde değildi. Yine de hikâyenin gidişatındaki yavaşlık kendini hissettirdi. -Spoiler- Toby karakterinin dizide sezonlar boyu yer alıp aslında kitap serisinde delinin teki çıkması ve en sonunda da intihar etmesine ne diyeceğimi bilemiyorum... Bu kitap serisinin bu denli cıvıl cıvıl kapaklara sahip olup da içeriğinde bu kadar dark temalara yer vermesi gerçekten beni her defasında şaşırtıyor.
KusursuzSara Shepard · Martı Kitabevi · 2012334 okunma
Şiirsellik, Başkaldırı ve Aşk
10/10
·408 syf.··
2026 8. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 20 Şubat 2026 00:00
Gündüz Düşleri, edebi açıdan her cümlesiyle beni tam anlamıyla tatmin eden bir eser oldu. Dünyadaki su götürmez adaletsizlik ve sistemin çürümüşlüğü, derin anlatımlarla şiirsel şekilde eleştirilirken; bazen de hiç beklenmedik anlarda tüm çıplaklığıyla tokat gibi yüzünüze vuruluyor. Bu toprakların otuz kırk yıl önce bile bugünle aynı dertlerden muzdarip olduğunu okumak içimi sızlatsa da; benzer olayların ve düşüncelerin yıllardır var olduğunu bilmek bugün hissettiğim yalnızlık ve umutsuzluk duygusunu dağıttı. Bu düşünce ortaklığı, bence eserin zamansızlığının en büyük kanıtı. Cem Savran toplumsal ve siyasal çürümeye karşı, kendi dünyasındaki tüm yaşanmışlıklarla temellenen düşünce ve çıkarımlarını hiç sakınmadan ortaya döküyor. Üstelik bunu dikkat çekmek için kullanılan sloganvari cümlelerle değil; metaforlarla bezeli, şiirsel bir dille yapıyor. Öyle ki masalar, sandalyeler, kapılar ve kitaplar bile bu anlatıda dile geliyor. Yazar, insanoğlunun rezilliğini de vezirliğini de derin felsefi ve psikolojik bakış açılarıyla anlatıyor. İçimizdeki en ilkel duygulardan en entelektüel görüşlere kadar her uca değinen, insanı her yönüyle ele alan bir eser. Karakterin bir fikri ortaya atıp hemen ardından kendi içinde o fikri sorguladığını görüyoruz; bazen kendine kızıyor, bazen de kendini onaylıyor. Kitabın en sevdiğim yönlerinden biri de işte burası oldu. Kendi içinde girdiği bu sürekli hesaplaşma sayesinde yazar, bize çok yönlü bir düşünce alanı açıyor. Kitaptaki alıntılar, atıflar ve akımlar okura ikram edilen güzel şekerlemeler gibi; tabii bunların bazıları da yer yer sarsan cinste göndermeler. Yazarın çok yönlü birikimi sayesinde, daha önce okuduğunuz bir eserden alıntıyla karşılaşmak ya da ismi zihninizden silinmiş birini yeniden hatırlamak kitabı çok keyifli
Gündüz DüşleriCem Savran · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20251 okunma
Hayır, Bu Yüzyılın Daha Önemli Kitapları Var
6/10
·303 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2026 00:00
Kitabın beni etkileyen tek yanı; ırkçı olduğunu kabul etmeyen bir ırkçının, ne gibi hastalıklı düşüncelerle yaşadığını ifşa etmesi oldu. Karakterin filtresiz yazılmış ırkçı düşünceleri ve söylemleri beni dehşete düşürdü. Bunun dışında, evet, kurgu kendisini okutuyor; fakat bu akıcılık edebi bir başarıdan değil, anlatımın derinlikten yoksun olmasından kaynaklanıyor. Okur olarak bir odaya ve Twitter sığlığına hapsediliyoruz. Kapitalizmin ve para hırsının edebiyat endüstrisini ne hale getirdiğini gözlemlemek açısından tipik bir örnek kurgu. Kendi kuyruğunu ısıran bir yılan gibi; sistemin ne kadar karşısında olursanız olun, o sistemin ötekileştirmeye çalıştığı bir öznesi dahi olsanız sizi nasıl kendi çarklarında öğüttüğünü, kendine köle ettiğini ve insani değerlerinizi bile nasıl pazarlık masasına sürdürdüğünü -özellikle kitabın sonuna doğru- tüm çıplaklığıyla görüyorsunuz. Ancak tüm bu "büyük" iddialarına rağmen "21. Yüzyılın en önemli kitabı" olamayacak kadar bilindik, tanıdık ve her gün içinde yaşadığımız hikayeden öteye gidemiyor.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Bir Yulaf Lapasında İnsan Olmayı Bulmak
9/10
·144 syf.··
2026 4. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 00:00
Gölet'i sahaftan aldım, okumaya başladığımda otobüs yolculuğundaydım. En sevdiğim şeylerden biri kadınların iç dünyasını tüm gerçekliği ile okumak olduğu için yolculukta şipşak bitiririm diye düşünmüştüm. Fakat kitabın çok da akıcı olmadığını fark ettim. Karakterimiz gün içinde gördüğü, düşündüğü, deneyimlediği her şeyi evine misafir olmuş bir yakın arkadaşıymışız misali anlatıyor bize. Sonra sonra fark ettim bu ki kitabı öyle bir kerede okuyup bitirmeye çalışmak ona yapılacak çok büyük bir haksızlık olur. Çünkü her gece uyumadan bir veya iki bölüm okuyup, okuduklarım üzerine düşünürken yavaşça uykuya daldığımda anladım kitabın tadının böyle çıktığını. Aceleye gelecek bir kitap değil, aksine kitabın kendisi gibi acelesiz ve gözlemci olmak gerekiyor okurken. Kitapta kendimin bir yansımasını bulduğum çok an oldu. Hayatın koşturmacasında aklımızda beliren derin düşünceler olur ya, anlamsızdır ve bir sonuca da bağlanmaz bu düşünceler ama dalar gideriz. İşte bu kitabı okurken tam olarak bunu hissettim. İnsan olmanın ne garip ne eşsiz olduğunu bir daha hatırladım. O eve gitmek istedim, o manzarayı izlemek istedim. O tuvalet fayanslarını sarıya boyarken yanında oturup sohbet etmek istedim. Bennett nesnelere öyle bir yoğunlaşıyor ki, nesneler nesne olmaktan çıkıp karakter kazanıyor. Kendisine "yazarın yazarı" denmesinin en büyük sebebi de budur bence. Zaman zaman etrafı derinlemesine gözlemler, insanları izlerim. Hareketleri, bakışları, mimikleri bana film gibi gelir. Onlar gözlemlendiklerini fark etmezler bile ama ben onlar hakkında düşünür dururum. Bazen bir sonuca varırım bazen de sadece bu sessiz tanıklığın tadını çıkarırım. İşte eserde tam da bu yönümü paylaştığım, benimle aynı frekansta düşünen bir karakterle tanıştım. Ben de başkaları ânı yaşarken, zihnimdeki o farklı
GöletClaire-Louise Bennett · Sahi Kitap · 2021119 okunma
Reklam