Kitabın beni etkileyen tek yanı; ırkçı olduğunu kabul etmeyen bir ırkçının, ne gibi hastalıklı düşüncelerle yaşadığını ifşa etmesi oldu. Karakterin filtresiz yazılmış ırkçı düşünceleri ve söylemleri beni dehşete düşürdü. Bunun dışında, evet, kurgu kendisini okutuyor; fakat bu akıcılık edebi bir başarıdan değil, anlatımın derinlikten yoksun olmasından kaynaklanıyor. Okur olarak bir odaya ve Twitter sığlığına hapsediliyoruz.
Kapitalizmin ve para hırsının edebiyat endüstrisini ne hale getirdiğini gözlemlemek açısından tipik bir örnek kurgu. Kendi kuyruğunu ısıran bir yılan gibi; sistemin ne kadar karşısında olursanız olun, o sistemin ötekileştirmeye çalıştığı bir öznesi dahi olsanız sizi nasıl kendi çarklarında öğüttüğünü, kendine köle ettiğini ve insani değerlerinizi bile nasıl pazarlık masasına sürdürdüğünü -özellikle kitabın sonuna doğru- tüm çıplaklığıyla görüyorsunuz. Ancak tüm bu "büyük" iddialarına rağmen "21. Yüzyılın en önemli kitabı" olamayacak kadar bilindik, tanıdık ve her gün içinde yaşadığımız hikayeden öteye gidemiyor.