"Ve her defasında, Cemile'nin coşkuyla ama aynı zamanda üzüntüyle elini ona uzattığını görürdüm. Danyar bunu farketmezdi... Cemile'nin eli de çaresiz bir şekilde arabanın kenarına düşerdi... Danyar'a uzun uzun bakar ve sonra yine yola koyulurdu."
"Cemile'ye, hiç gözünü ayırmadan bakıyordu: Hayran ve üzgündü. Hem ızdırap, hem sevinç vardı bu bakışta. Evet, belliydi, onun mutluluğu ve kederi Cemile'nin güzelliğinde, bir arada bulunuyordu."
"Cemile de değişmişti birden bire! O kahkahacı, saldırgan, çok konuşan Cemile yoktu şimdi. Sönük gözlerine, duru bir bahar hüznü dolmuştu. Yolda giderken inatla hep bir şeyler düşünüyordu. Dudaklarında hülyalı bir gülümseme vardı. Hep dalgındı. Yalnız kendisinin bildiği bir şeye için için sevindiği, mutlu olduğu da anlaşılıyordu."
"...Danyar âşıktı. Denizler kadar derindi onun aşkı. Bunu iyice seziyordum, ama başkalarının aşkına hiç benzemiyordu. Çok büyük bir aşktı bu. Hayat âşığı, toprak âşığı, tabiat âşığı idi. Bu aşkını içinde saklıyor ve türkülerde duyup yaşıyordu."