ola ki başka yerde yaşıyorduk o an, başka bir zamanda yaşıyor ve oradan burayı düşlüyorduk düşlediğimizin farkına bile varmadan. derin derin iç geçiriyorduk. belki de sonsuz bir uğraşa kaptırmıştık orada kendimizi, durup dinlenmeden bir şeylerle boğuşuyor, koşuyor, bağırıyor, coşuyor ve kan ter içinde kalıyorduk.
"hüzün dolu bir tebessümdü bu, hani gerçek bir duygunun sonucu değilmiş, sanki onu bir çekmecenin içinde saklıyormuş da ancak zorunda olduğu anlarda çıkarıyormuş ama sanki tebesümün az kullanılması yüzünden onu normal şekilde kullanmayı unutmuş da hiç benimsenmeden kullanıyormuş gibiydi."