Mâ'î ve Siyâh... Servet-i Fünûn devrinin, Edebiyât-ı Cedîde'nin başyapıtı ve Ahmed Cemil... Mâ'î ve Siyâh'ın başkahramanı. Son derece âşık ama bu aşkın gerçekliği ne kadar? Roman boyunca Ahmed Cemil'in Lâmî'a'ya olan aşkını okur dururuz. Bazen "Vay be Cemil! Aşkın yaşından büyük, nasıl kaldırabiliyorsun" diye ekleriz belki de. Ama bazı aşklar sorgulanmalıdır ya. Ahmed Cemil'in aşkı da tam da sorgulanması gereken bir aşktır. Hayaller dünyasında yaşayan bir kahramandır bizimkisi. Düşlerde, hayallerde bazen gerçeklerle hayaller arasında kalan tam o ince çizginin üzerinde. Yüzü hayallere dönük, bazen arkasına dönüp bakar ama durduğu çizgi o kadar incedir ki dengede duramamaktan korkar hemen önüne yani hayallerine döner yüzünü tekrar. Lâmî'a da bir hayalidir kahramanımızın. Romanın başında Lâm'i'a bir şey ister ancak "Ahmed Cemil, Lâmia'nın ondan istediği tek nesneyi getirmeyi unuttuğu gibi, Lâmia ondan söz ettiğinde hatırlamaz bile. Lâmia bu şekilde kanlı canlı bir insan olarak görülmez" (Şahin ,2021: 4). Ancak sonraları Ahmed Cemil'in zihnini kurcalayan "eser kaleme alma" düşüncesi ortaya çıkar. Ne zaman ki Ahmed Cemil bir eser yazmak ister Lâmî'a aşkı da o zaman ortaya çıkmaya başlar. Hatta öyle ki şairlik hayalleri kurduğu, eserinin çokça duyulmasını umduğu, meşhur bir şair olacağını düşündüğü bir gecede masmavi gökyüzüne bakıp çeşitli hülyalarda dolaştığı bir gecede gözü meşhur Lâmî'a'mıza takılır ve âşık olur Ahmed Cemil... En başta dediğimiz gibi hayaller insanıdır Ahmed Cemil, Lâmî'a ise onun bu hayallerine ilham olacak o kız. Ahmed Cemil âşık olduğunu sanmaktadır. Ancak onun iyi bir şair olabilmesi için bir ilham kaynağına da sahip olması gerekmektedir. Çevresinde de pek hanım bulunmadığından o ilham kaynağı olarak en yakın arkadaşının kız kardeşi olan Lâmî'a'yı