Benimki de olarınkine benzeyen bir ağırlıktı; kalp değil, dünya ağrısı. Sadece kendi dertlerimin değil, başkalarınınkine derman olamayışın da yüküydü sırtımda taşıdığım. Senelerce kalbimi rendeleyen suçluluk hissi, bu yükün piçiydi.
En merak ettiğin şey bu aslında, değil mi? Sen de böyle tanışanlardansın. Şimdiye kadar konuştuklarımızın hiçbir anlamı yok. Mesela doktor ya da kültür ataşesiysem rahatlayacak, vidanjör operatörü ya da tır şoförüysem kaçacak delik arayacaksın.
Kırıla kırıla geriye bölünecek ebatta parçam kalmayınca, zamanla daha az kırılgan olduğuma inandırdım kendimi. Geçti gitti dedim. Geçip gittiğine inandırdım. İyi bir yalancıydım.