Bu dünyada genellikle yanlış anlaşılan özel bir insan türü var. Bu insanlar yalnız olmaya, özgür ruhlar olmaya, fedakarca sevmeye, almadan vermeye eğilimlidirler.
Dünya onları görmese de onlar dünyayı, insanları olabildiğince görmeye çalışırlar.
Onlar eski ruhlar, rüya görücüler, yaşamla uyum içinde olan insanlar, bizi ürkütecek kadar başkalarının duygularını hissedebilenlerdir. Bizi ürkütmelerinin sebebi oldukları kişi olmaları değil, bizde eksik olan bir şeylere sahip olmalarıdır.
Kadim ruhlar bizlerin anlayamayacağı derinliklere ulaşırlar. Allah ile, Evren ile, Doğa ile bağlantıları vardır ve işte bu yüzden de onlar dünyayı değiştirecek insanlardır.
Onlar bu hayatın en acılı yollarında yürürler, buna rağmen bir şekilde gülümseyebilme gücünü gösterirler ve kendi acılarına rağmen başkalarına destek olurlar.
Zweig, o ana kadar tanıdığı büyük insanlarla görüşmelerinden iki sonuç çıkaracaktı:
• Büyük insanlar her zaman en iyi yürekli olanlardı.
• Büyük insanlar her zaman sade yaşardı.
"Artık insanları daha çok bana
iyi gelip gelmedikleriyle değerlendiriyorum.
Onlarla birlikte olduğumda
kendimi daha iyi hissedip
hissetmediğimi soruyorum kendime."