Ete Kemiğe Bürünmüş Bir Ruh

Ete Kemiğe Bürünmüş Bir Ruh
@edebimath
Yığını yığın olmaktan çıkarıp insan toplumu haline getirecek bir eğiliș, tek kişiye eğiliș, insan malzemesine insan arama eğiliși gittikçe tükeniyor; onun yerine insanın malzemeye indirgenmisi yeğ görülüyor...
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Zamanda “kadim“ sökülüyor, “mucize ruhu“ iğnelerle çıkarılıyor, “vahiy diriliği“ çekiliyor ; insan, eşyada ruhsuz bir kımıldama olmaya mahkûm oluyor. Daha doğrusu kendini mahkûm ediyor buna. Kitleleșmenin akıntısı a kaptırmış kendini. Kolayın ağında insan batıyor..
İnsanlık durmadan tabiata acıkıyor. Durmadan kendisine tabiattan ziyafet çekiyor. Tabiat, putlaștırılmasının cezasını çekiyor: tükeniyor.
Aklın ürünü teknik, kendi eteğini ören ipek böceği gibi batılıyı boğulmaya götüren çerçeveyi örmekte. Madde kafesine hapsedilen ruh, varoluş bunalımının tür tür azaplarıyla kaynamakta.
Bir bakıma bunalım, ruhun hakikatten uzak kalışı, daha doğrusu uzak kaldığının bilincine varışından doğar.