Didenur Ataş

Didenur Ataş
@edidx
Çocukken ne çok şey düşünüp anlayabildiğimizi unutuyoruz. Biraz büyür büyümez, etrafımızdaki çocukları dertsiz tasasız mahlukatlar sanmaya başlıyoruz. Onlara dünyanın gamından uzak, aptal, mutlu, minik şeylermiş gibi davranıyoruz. Oysa dönüp bakmaya gücün yeterse, kendi çocukluğunu bir hatırlasana. Ömrümüzün en kırılgan, en zor günlerini orada geçirmedik mi? En çok o zaman incinmedik mi? Sevmeyi daha iyi bilmez miydik çocukken? Sevdiğimiz uğruna başka mutluluklardan vazgeçmeyi, sessiz bedeller ödemeyi… bir çocuk her şeyi bilir Behiye, ama en çok incinmeyi… çocukluk kadar incitici bir şey var mı şu dünyada? Mutlu bir çocukluk olabilir mi?
Sayfa 196 - Hep Kitap Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Tabi annem benimle hemfikir değildi. Ona göre evlenmediğim için yarımdım; tohuma kaçmadan evvel kocaya varırsam bir çırpıda tamamlanacaktım. Genç bir kızsın sana çizilmiş kadere uzun müddet direnemiyorsun. İçinde kırılacak eşya, hatta daha fenası sadece kendisine değil, çevresine de zarar verebilecek patlayıcı taşıyan bir paket gibi daima göz önünde tutuluyorsun. Ne olur ne olmaz diye, doğduğunda babana, varsa erkek kardeşine, hatta amcaların, dayılarına, sonra da ilk fırsatta başgöz edilip kocana teslim ediliyorsun “bir an evvel evlende yerini bil” diyorlar sana. “Ne yani yıllarca yersiz miydim ben? Doğduğum bu ev benim neyimdi?” diye düşünmeye başlıyorsun. Böyle böyle, hiçbir yerin sana ait olmadığını, olamayacağını anlıyorsun. Babanın evinden, kocanın evine gidiyorsun. Evden eve taşınan bir paketsin sen. Kapalı bir paket olarak doğup açılmış bir paket olarak ölüyorsun!
Sayfa 183 - Hep Kitap Yayınları·Kitabı okudu
Ne garip, insan daima, yani kocamış bir ihtiyar bile olsa, çocukluğunda gizli. Hatta belki çocukluğun tek bir anında. Bir kokuda, dokunuşta, sözde, tebessümde yahut gözyaşında. Çocukluk dediğimiz şey, kendi sırtında kırılmış bir ayna gibi, baktıkça batıyor insana.
Sayfa 129 - Hep Kitap Yayınları·Kitabı okudu
Ah, insan kendine söylediği yalanlara ne kolay inanıyor!
Sayfa 120 - Hep Kitap Yayınları·Kitabı okudu
Sen gördün, bilirsin… Hayat ne kadar garip bir şey değil mi? Bir bir değil, takılmış balıklar gibi toplu halde… Şairleri bile öldürüyorlar. Ve hatta çocukları bile. İncecik ayak bilekleri ile… Ve biz ölümlerden ölüm beğenir gibi saf tutabiliyoruz yine de. İnsan dediğin Çöplük, bütün kuyulardan daha karanlık değilse ne?
Sayfa 118 - Hep Kitap Yayınları·Kitabı okudu
Reklam