Edip Altun

Edip Altun
@edip93
HUZ MÂ SAFÂ, DA'MÂ KEDER...
Ebrehe, silahını temizleyen yeniçeriye adamın suçunu sorduğunda, onun vaktiyle Venedik balyosunun kâtibi ol­duğunu, ama sonradan meslek değiştirip cerrahlığa başladı­ğını ve evinde bir cesedi kesip biçerken yakalandığını öğ­rendi. Bünyamin'e dönerek, - "Görüyor musun?" dedi, "Bilme tutkusu insanları nasıl bir sona sürüklüyor. Görmek, duymak, bilmek ve öğrenmek isteyen şu zavallı cerraha gösterilmeyen saygı, sadece karan­lığı, soğuğu ve sessizliği algılayan ve hiçliği bilen bir cesede gösteriliyor. Onu katleden bu insanlar evlerine döndüklerin­de belkide çocuklarına Kubelik'in acı sonunu ibretle anlata­caklar ve bilginin tehlikelerini birer birer sayacaklar".
Reklam
"Sen! Oğlum! Sen benim zihnimde bir düş, bir düşüncesin. Bana şu anda dokunuyorsun. Ama ben sana dokunamıyorum. Çünkü düşlere dokunmak mümkün olabilir mi?"
"Sizler, hepiniz, içinde yaşadığınız dünya, Kostantiniye, her şey, sadece ve sadece benim düşüncemde varsınız" dedi, "Rendekâr yanılıyor: Düşünüyorum, ama sadece ben var değilim. Düşündüğüm için asıl sizler varsınız; sizler ve içinde yaşadığınız dünya".
Her insan şu ya da bu şekilde dünyayı okumalıydı.
Reklam