YOLDAN ÇIKMA PAHASINA İNSANIN SÖZ VEREBİLDİĞİNİ FARZETSEK BİLE, ANCAK YALAN SÖYLEYEBİLEN MAHLÛK TARİFİNE UYAR İNSAN. O Kİ KENDİ SÖZÜNDE DURABİLECEK GÜÇLE DONATILMAMIŞ.
Sayfa 418 - ~M'EL-ANGE İNSAN SÖZ VEREBİLEN HAYVANDIR (2) Yazısı·Kitabı okudu
Öncelikle meleklerin Adem’e niçin secde ettiğini yanlış anlamak hoşgöründü size. Adem soyundan gelmenin size bir girişim yetkisi sağladığını sandınız. Yaratılışı öğrenme çabası göstermek yerine onu açıklamaya ve açıklamalarınızı angutlukla kanıtlamaya kalkıştınız, yaratılmış olana buyruk saldınız. Dahası, İblis size secde etmedi diye gizlice kıskandınız onu, kendi kaçamaklarınızın sorumluluğunu Şeytan’ın gücüne havale etmeye yeltendiniz. Eğer insan olmak bahanesiyle melekleri hayatınızdan kovmamış olsaydınız bu bulaşıcı kentlerin kokuşmuşluğu, sağırlaşan ırmakların bu ilenci ve iffetini koruyamadığı için kendini rüşvet verip iğdiş ettirmiş bu orman karşınıza çıkmayacaktı. Giysilerinizi arıtmak elinizdeydi. Siz ve dünyanın çirkefi, başlangıçta iki ayrı şeydiniz.
“İnsan olmak!” “insan olmak!” diye dolanıp durmak
Tan! Başka nedir benim yaptığım? Kumkutulardı gittiğim en uzak yer. Kendini bilhassa benden gizleyen zerrinlerin peşi sıra daldığım kuytular. Kuyular de. Hormon kuyuları. Çiçeği meyve, meyvesi çiçek, bedeni dipsiz, dalı gevrek. Dumanda açlık, dokuda tokluk.
Gizli resim. Mütebessim.
Ufkumda hangi karaltı belirdiyse
o yöne koştuğum; anlayarak yakındığım, gözüm o yörenin karanlığına alışınca.
Aradığım oralarda da yokmuş!
Bir denizanasına zerrin bulmak hayaldir diye sayıkladığım doğrudur.