Edip Ferhan Çiftci

Edip Ferhan Çiftci
@edipferhan
EFSA Yayıncılık - Avare Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Kitap basımı için iletişime geçebilirsiniz... Son Sahne Yalnızlığımın
Fazla Sevdadan Öldü Cemal Süreya!
9/10
·332 syf.··
Beğendi
·
2020 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2020 11:56
"Bir mısra daha söylesek sanki her şey düzelecek." yazmış ya Cemal Süreya, sahi düzelmiş mi dersiniz, ya da düzelseydi, bu kadar şiir yazar mıydı? Belki de o mısrayı aradı ama bulamadı, belki de buldu ama bu yaşama alıştığı için düzelmesini istemedi? Ne kadar çok anlam çıkıyor bir mısradan ama şiirin vazifesi bu değil mi, herkesin kendine göre pay çıkarması, nesnel olmaması, anlam çeşitliliğine yol açması, şairin kendini anlatması değil mi şiir? Şairin kendini anlatması dedim ama belki de şiir dediğin şey şiirin şair ile dillenip kendi kendini anlatmasıdır. Şiirin vazifesi dedim ama şiirin vazifesi var mı ki? Şiir bize bağımlı duyguların mısralarda kendi bağımsızlığını ilan etmesinden başka ne olabilir? Çok ilginçtir ki sadece bir mısranın hissettirdikleri üzerinden yazdım bunları, bir şiir ya da bir şiir kitabı üzerinden değil. İşte bir mısranın bile bu kadar yoğun olmasından ötürü herkes okuyamaz, yazamaz ve anlayamaz şiiri. Unutmayalım, "Her insanın bir öyküsü vardır, ama her insanın bir şiiri yoktur." demiş ya Özdemir Asaf, çok doğru demiş, iyi demiş, iyi ki demiş.. "Güzelsin sevgilim, ama çok yakından" diye boşa yazmamış Cemal Süreya bu şiirini. Sevdiği kadınları hatta sevmediği kadınları da (neden olmasın) yakından incelemiş, detaylı detaylı anlatmış mısralarında, kadın vücudunu, sevişmeyi, öpüşmeyi. Peki şiir mısraları arasında sevişmek suç mu, ahlaksızlık mı? Halbuki bir duygusallık içermez mi bu eylemler? Neden bir kısmımızın (büyük bir kısmı demeye korktum) bunları ahlaksızlık ve yanlışlık olarak nitelendirdiğini anlamış değilim. Kaldı ki okunmasını bile yanlış bulanlar var ilginç gerçekten.. "Fazla şiirden öldü Edip Cansever" demiş dostunun arkasından, ben de, her okuduğumda, beni bir yığın duygularla etkileyen şaire "Fazla sevdadan öldü Cemal Süreya"
Şiir
Sevda SözleriCemal Süreya · Yapı Kredi Yayınları · 201732,2bin okunma
Reklam
VELHASILIKELAM BEN ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN!
7/10
·634 syf.··
Beğendi
·
2021 4. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2021 00:27
Bu incelemeyi büyük şair Ümit Yaşar Oğuzcan 'a ve kitabı hediye eden şair ruhlu dostum Arif Kılıç 'a armağan ediyorum. Ümit Yaşar Oğuzcan şiir tarihimizde önemli bir yer edinen şairlerden biri. Bu kitabındaki şiirler günlük yaşantısından ve kendi şahsından çok fazla derin izler taşıdığı için incelemeyi Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şiir kişiliği ve yazdıkları itibariyle, kendi biçemiyle yazmaya çalıştığım, okuyucularına armağan ettiği bir mektup şeklinde yazmaya çalışacağım. Asla amacım, Ümit Yaşar Oğuzcan'ın şahsıyla ya da yaşadıkları ile dalga geçmek değil, tamamen onun yazı çizgisiyle ve anlattıkları ile ilerlemeye çalıştım. Bu mektupta, ne anlattıysa ne bahsettiyse onu yazmaya çalıştım. Garipsediğiniz bir durum olursa, Ümit Yaşar Oğuzcan'ın renkli kişiliğine verin. Keyifli bir inceleme okumanız dileğimle.. (Not: Cümlelerin hepsi şahsıma aittir, kitaptan yardım aldığım doğrudur. Kaynağım kitaptır. ) ( İkinci not: Yazdığım incelemede kusurlarım ve eksiklerim olduysa beni affedin.) -MEKTUP- Ben Ümit Yaşar Oğuzcan, yarı şair yarı banka memuru. 1.58 boyunda tek böbrekli adam. 9-10 yaşımdan beri şiir yazarım, hiç sıkılmadım. Şiir benim için yaşamak demekti, şiirlerle yaşadım. Şimdiden söyleyeyim, herkes şiir yazamaz, buna şiirlerim kadar eminim. Şairlikse benim tek meziyetimdir bunu bilin istedim.. Size hayatımı anlatayım, daha doğrusu karşılaştığım dönemleri ve süreçlerden bahsedeyim. Bir gün uyandım, yarım eksik hatırlıyorum, bir zamanlar arayış içerisindeydim, önce hayat beni hırpaladı sonra ben hayatı. Öyledir ki ben bu hayata ümitlerle ve ümitsizliklerle sonradan alıştım, kaynaştım. Durdum, ama şiir yazmaktan vazgeçemedim. Bunlar hayatımın önemli evreleriydi, Şiir Denizi'ne de mısra mısra işledim. ( Kitabın bölümleri: ) -Uyanış Dönemi -Arayış
Şiir
Şiir Denizi 1Ümit Yaşar Oğuzcan · Everest Yayınları · 20073,305 okunma
Olmaz olsun böyle tragedya!
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2020 82. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 03 Eylül 2020 15:15
Madem Shakespeare'in Othello'sunu inceliyoruz ben de kendi monologlarımı katarak (Shakespeare'in yanından geçmese bile) farklı bir hava katmak istiyorum. Umarım beğenirsiniz şimdiden keyifli okumalar.. :') (Spoiler içerir!!) Not: Evet geçen her cümle bana aittir beğendiyseniz ne mutlu bana... Benim sözüm sanadır sana, İçindeki kıskançlığa Othello, Othello Bulduğun aşkta İnandın Desdemona' ya Güvenle çıktınız bu yola Niye inanırsın sevdiğinden başkasına.. Shakespeare bu yapıtında bir kıskançlık trajedisini konu almış. Othello ve Desdemona birbirine kısa süre içerisinde tutulurlar ve kitapta sevgilerini şöyle açıklar Othello: O, beni başımdan geçen tehlikeler için sevdi, Ben de onu, anlattıklarıma acıdı diye. Evet bir bakıma böyle tatlı başlayan bir aşkın sonu da keşke tatlı bitseydi.. Konusu Venedik'te başlayan ancak başkahramanımızın senato tarafından Kıbrıs tarafında tehlike arz eden Osmanlı gemi donanmasının kontrolü için Kıbrıs'a görev için gitmesiyle konunun büyük çoğunluğu Kıbrıs'ta geçer sahnelenir.. Karadaki üstünlükleri yetmedi İşte denizde yüzüyor gemileri Büyük Osmanlı donanması Zordur onları buralardan çıkarması Osmanlı, Osmanlı Denizde bile bize korku saldı Kendimizi ne diye avutmalı Bu güç karşısında teslim mi olmalı Her şeyi bırakıp mı kaçmalı
Edebiyat
OthelloWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201726,8bin okunma
Davacı ve Davası: Karl Marx Ve Komünizm
8/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2020 49. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Mayıs 2020 14:09
Neden artık düşündüğümüz ideolojileri sorgulamıyoruz? Neden artık sığ görüşlü yaşıyoruz? Neden bazı şeyleri hiç araştırmadan sadece kulaktan dolma bilgilerle kabul ediyoruz? Neden okumaktan ve araştırmaktan çekiniyoruz? Keşke çekinsek, ama biz tembellik edip kolaya kaçıp hiçbir şeye tenezzül etmiyoruz. Peki, nedir bu Komünizm? Nasıl çıktı ortaya? Neden çıktı? Evet 2020 yılındayız ve bu birçoğumuzun umrunda değil. Belki küçüklükten korkutuluyoruz; Aman uzak durun oğlum, kızım, aman kötüdür, beladır, okumayın, etmeyin tarzı sığ düşünceler ile bizi sadece bazı konularda ebeveynlerimiz, büyüklerimiz cahilliğe sürüklediler, hepsi bu. Bir şeyi bilmezsek, araştırmazsak, öğrenmezsek, iyi ya da kötü olduğuna nasıl karar verebiliriz ki? Bu kitap, eğer Sosyalizm ve Komünizm hakkında detaylı bilgi sahibi olmak istiyorsanız çok kısıtlı kalacaktır. Çünkü, bu kitap, bir manifestodur. Yani bir nevi yazılı bir bildiridir. Karl Marx ve arkadaşı Friedrich Engels'ın beraber hazırladığı ( tabii ki büyük ölçüde Marx'ın emeği) bu manifesto, genelgeçer bilgilerle Komünizmin çıkış sebebini, proleter sınıfın neden buna ihtiyaç hissettiğini, uygulanırsa ne olabilir ne yapabiliriz nasıl bir politika izleriz, neyi değiştiririz sorularının cevaplarını bulabileceğiniz bir kitap. Eksiksiz Sosyalist ve Komünist bilgi ve düşünceler için yetersizdir. Başka kitaplar ve kaynaklar okuyarak bilgilerinizi destekleyebilirsiniz. Komünizmin kökeni komünden gelmektedir. Komün, kapalı toplum anlamına çıkmaktadır. İnsanların ortaklaşa üretmesine ve tüketmesine dayanır. Komünizm ise özel mülkiyete karşı çıkan, ortak mülkiyeti savunan bir ideolojidir. Burjuvaziye boyun eğen proleterya sınıfın içinde olan Marx bir nevi toplumu uyandırmak ister ve bu manifestoyu hazırlar, arkadaşı Engels ile birlikte.
Felsefe
Komünist ManifestoKarl Marx · Can Yayınları · 202416,4bin okunma
Bir "Garip" Adam Oktay Rifat
8/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2020 50. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2020 01:23
İncelemeye benim aklımda oluşan "Garip" bir çağrışıma değinerek başlamak istiyorum. Hepimiz duymuşuzdur, okumuşuzdur bir yerlerden, "Mustafa Kemal ve silah arkadaşları" tabirini. Ben de bizim Garipçi şairlerimizi, "Orhan Veli ve şiir arkadaşları" olarak adlandırıyorum. Nedense, bana hep bu izlenimi veriyor. Oktay Rifat, bu şiir kitabını, arkadaşları ile beraber çıkardıkları Garip'ten sonra yayınlamış. 10-15 sene savunduğu ve bunun üzerine yazdığı Garip akımının etkisinden geçen bir şiir kitabı. Kitapta, Nurullah Ataç'a, Cahit Sıtkı'ya ithaf ettiği şiirler de mevcut. Özellikle ilk eşi Türkan'a ithaf ettiği şiirler ve onun ölümünden etkilenip ölüm üzerine yazdığı, onun adına yazdığı tatlı şiirleri okuyunca kalbinize dokunacaktır diye düşünüyorum. Son iki senede birçok şiir kitabı okudum ve birçok farklı şair ile tanıştım. Bence Oktay Rifat'ın da bir Orhan Veli kadar okunması gerektiğini düşünüyorum. Garip akımında oldukça başarılı olduğunu düşünüyorum ve açıkcası ikinci yeni tarzını merak etmedim değil, en kısa süre içerisinde o şiir kitaplarına da ulaşmayı düşünüyorum. Benim için bazı özel şiir kitapları vardır ve bu da onlardan biri oldu... Yalın, sade ve açık üslubundan kitaptaki en sevdiğim şiirini ve birkaç alıntısını eklemek istiyorum: "İTHAF" İşte bütün dallarda rengarenk çiçek Ve bir örtü pencerende yaseminden Sana kayıp şehirlerden sana Çin'den Bahsedeceğim elbet tahayyül etmek Yaşamaktan daha güzeldir sevgilim Düşünmek açmamış gülü yıldızları Çocuk sevinciyle düşünmek baharı Sessiz düşünmek avuçlarında elim Sana eski güneşleriyle bahçeni Uzak günleri bulsam istemez misin Al işte çocukluğun sevincin sesin Bebeklerin desem ve götürsem seni Çiçek topladığın vadiye bir anda Ben hikayeler ve hoş şeyler bilirim Dallardan sürüyle
Şiir
Yaşayıp Ölmek Aşk ve Avarelik Üstüne ŞiirlerOktay Rifat · Yapı Kredi Yayınları · 2019195 okunma
Reklam