Temelli gidiyorum artık... Boyuna acı çekmek istemiyorum. Konuşmayı pek beceremem, zaten söyleyeceğimi söyledim. Hoşça kalın. Elinizi sıkmak istemiyorum. Bana o kadar bilinçle acı çektirdiniz ki, şu anda sizi bağışlamak elimden gelmiyor. Sonradan bağışlarım, ama şimdi elinizi sıkamam.
Toplu olarak insanları sevdikçe kişilere karşı sevgim o oranda azalıyor. Hayalimde, olanca tutkumla insanlığa hizmet etmeyi kurduğum çok olmuştur, gerekirse bu uğurda kendimi feda edebilirdim. Gelgelelim, kimseyle aynı odada iki gün bile geçiremem; bunu deneyimlerinden biliyorum. Bana yaklaşan kimse kişiliğimi eziyor, özgürlüğümü sınırlandırıyormuş gibi geliyor bana.
Şöyle iddia ederler: "İnsanoğlu müstesna bir armağan olan bilim ile donatılmıştır; donatılmıştır ki Doğa'nın ihmal ettiklerini ruhun kudreti ile telafi etsin." Sivrisineğin, hatta bilimum ot ve çiçeğin yaratılmasında tabiat ana bunca cömert davranıyor, sıra insana geldiğinde işi savsaklıyor, sonra onun bu kusurunu da bilim kapatacak öyle mi?