Eda

Şeyin kendisine vardığın zaman, tek yapabileceğin onu anlamadığın başka bir şeyle karşılaştırmak. Bir taş. Bir karga. Sadece asla ulaşamayacağın şeyler kendileri olarak kalıyor. Çok büyük ya da çok uzakta olan ya da saptanamayacak kadar yavaş hareket eden şeyler. Pürüzsüz. Tüylü. Sevilmiş. Çoktan yitirilmiş. Gerçekten neyseler hep sadece olacaklar ve sen onlara hangi adla seslenmen gerektiğini asla bilmeyeceksin.
Her şey yolunda olacakmışım gibi yaptım çünkü sürekli elveda demek imkansız görünüyordu. Yabanmersinlerine. Okyanusa. Kuzgunlara. Pelikanlara ve yağmurkuşlarına. Karabataklara. Saat dörtte oturma odasının duvarına vuran güneş ışığına. Senin yan odadan gelen sesine.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Gezegen dönüyor. Ben de o onun yüzeyine yapışmışım. Her an, tutunamayacağımı bildiğim ânı yaşıyorum. Tekrar tekrar kayıp düşmek üzere olduğumu. Koyvermemek tüm irademi alıyor ve bir noktada önemli olmadığına karar verip koyveriyorum. Ama aslında bir şeye tutunmuyordum, bu yüzden o duygu yok olmuvor. Sonra aynı anda hem koyvermeye ihtiyaç duyma duygusunu hem de koyvermiş olma duygusunu yaşıyorum.
Bir duyguya kapılıyorum. Hüzün bu. Bir hüzün değil, hüzün. Hüznün tümü. Hüznün tüm bir tarihi. İçimdeki her şey hüzünlü ve çevremdeki her şey bunun bir parçası.
Yok oldu. Kendim hakkımda sadece benim bildiğim o tek şey. Beni ben yapan, tüm evrende benzersiz kılan tek şey. Onu kaybettim.