Eda

Belki de şimdiki benle o zamanki ben arasındaki temel fark korkuya tahammülüm. Sanırım bunun acıyı soyutlamakla ilgisi var. Fiziksel acı. Duygusal acı. Başkalarının acısı. Benim acım. İrkilme duygusu hâlâ var. Sanırım acının kendisi de orada bir yerlerde. Ama tutsak. Minik, görünmez, kıyamet geçirmez bir çekirdeğin içine hapsedilmiş.
Reklam
Senin ismini özlüyorum. Üzgünüm ama onu da unuttum. İsmini duvarlarda aramıyorum. Onu okuduğum halde önünden geçip giderek bir sonraki isme yönelebileceğim düşüncesi korkunç geliyor. Seninle başka bir hayatta karşılaşıp seni tanıyamamak gibi.
Sevdiğimiz kişiyi, onu bize hatırlatan bir dünyayla birlikte severiz.
Bazı şeylerin yoklukları, varlıklarını daha çok hatırlatır.
Mekânın tanıdıklığı, zamanın yabancılaştırdıklarını geri vermiyordu.
Reklam