edriis

9/10
·127 syf.··
2021 5. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 17 Şubat 2021 18:20
Étienne de la Boétie,'nın yönetim şekli olarak krallıkların hüküm sürdüğü 16 yüzyılda otoriteye karşı bu denli başkaldırıcı bir kitap yazmış olması oldukça cesur bir girişim doğrusu. Kitabın bu kadar az okunması diğer arkadaşlar gibi beni de şaşırttı doğrusu. La Boétie günümüzde yaşasaydı herhalde günümüz insanın kendi eliyle seçim yoluyla kendilerini yönetmesi için birilerini seçmesi için gönüllü köleliğe razı olduklarını görseydi herhalde daha da şaşardı. Daha sonraki yüzyıllarda j.j rousseau da temsili vekâlet redderek onun yerine doğrudan demokrasiyi savunmuştur belki bu düşünce de olmasın da a Boétie etkili olmuştur. İnsanın bu gönüllü kulluğunu sadece siyasi olarak düşünmemek lazım aynı zamanda insanın metanın gönüllü kulları olması da cağımızın en büyük gönüllü kulluğudur. Hepimiz aslında kendimize bile itiraf edemezsek de bu özgürlüğümüzü ya gönüllü ya da gönülsüz bir şekilde bazı amaçlar uğruna feda ederiz. Belki de sırf biraz rahat etmek veya mutlu olmak için veyahut bize böyle öğretildiği için sorgulamadan razı oluruz bu kulluğa. Yazdıklarına bakılırsa la Boétie'ni anarşizm bir öncüsü düşünmek doğru olur bence. Çünkü ona göre özgürlük her şeyden değerli hiç bir şekilde vazgeçilmez.
1000Kitap
Gönüllü Kulluk Üzerine SöylevÉtienne de la Boétie · İmge Kitabevi · 20181,340 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·40 syf.··
2020 79. kitabı
Ceza kolonisi olarak adlandırılan bir adada, bir subayın, eski komutanından miras bir aldığı aletle, emrinde görev yapan askerlerin askeri düzene aykırı hareket ettiklerinde önce vücutlarına işledikleri suçların özeti yazılıp sonra da mahkûmların idam edilmesi anlatılmaktadır. Bu idam şeklini incelemesi için de diğer ülkelerden bir yabancı adaya davet edilmiştir. Kafka çoğu kitabında olduğu gibi bu kitabında çeşitli metaforlar kullanmaktadır. Mahkûmun herhangi bir savunması alınmaksızın, vahşi bir şekilde idam edilecek olmasına yabancı karşı olmasına rağmen kendisinin bir yabancı olması ve idama engelleme hakkın olmadığını düşünmekledir. Bu aslında Kafka’nın hem bu kitabı yazdığı birinci dünya savaşı zamanlarında hem de daha sonra özellikle Almanya’da Nazilerin gerçekleşmiş oldukları Yahudi Soykırımına ve diğer ülkelerde gerçekleştirilen insanlık dışı katliamlara hem ülkelerde yaşayanların hem de dış devletlerin bu insanlık dışı olayları kendisi alakası olmadığını, kendilerini karışma hakkınınım olmadığı düşüncesine bir göndermedir. Bu aslında günümüz toplumlarında geçerli bir durumdur. Hepimiz yeri geldiğinde yaşanan insanlık dışı durumlara ve haksızlıklara karşı üç maymunu oynuyoruz. Aynı zamanda mahkûmda idam edilmekten kurtulduktan sonra, subayın kendini öldürmek için infaz makinesi altındayken yabancının onu seyretmemesini istemesine rağmen kendisinin ısrarla infaz anını seyretmek istemesi bir nevi mahkumun intikam duygularını göstermektedir. Kitapta dikkatimi çeken bir diğer nokta, subayın kendi infaz sisteminin yabancı tarafından onaylanmayacağını ve bu sistemin devam etmeyeceğini anladığı zaman, tipik bir otoriter karakteri göstereceği bir davranışla, kendi kuralları ve düzeni olmadan yaşamaktansa ya gücü yeterse savaş çıkartması ya da kendisini
Edebiyat
Ceza SömürgesiFranz Kafka · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202011bin okunma
9/10
·188 syf.··
2020 59. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Ağustos 2020 03:16
Ursalanın daha önce mülksüzler kitabını okumuş ve çok beğenmiştim. Yerdeniz büyücüsü kitabını da mülksüzler başarılı bulduğumu söyleyebilirim .....spoiller.... Ursulanın yerdeniz büyücüsü kitabı, ilk bakışta fantasik roman gözükse de kitap okuduğunda insanın kendisini tanımaya yönelik çok derin bir felsefi anlam taşıdığı görülecektir. Kitabın en can alıcı bölümü kahramanımız Ged'in kötü tarafını temsil eden "gölge" olan savaşıdır. İnsanın hırslarını, kıskançlığı gibi karanlık tarafını temsil eden bu gölge insan yaşamını bazı anlarda yönlerdirir. Bu karanlık tarafımızla olan savaşı kazanıp onu yok edebilen kişi çok azdır. Çoğmuz karanlık tarafımız olan gölgemizle bir şekilde yaşarız ve bazı anlarda o bize hükmeder. Bana göre kitap bazı konularda yeterince açığa kavuşturulmamış. Yazar bunu bilinçli olarak mı yapmış da olabilir. Örneğin Ged'in yarı cadı kadın ve onun kocasının taş ile bağlantısı ne olduğu ve Ged'in kendine rakip olarak gördüğü Jasper'e tam olarak ne olduğu gibi konuların yeterince aydınlatılmamış. Belki de yazar bu boşlukları okuyucun kendisini tamamlamasını istemiştir. Sonuç olarak Ursalanın kitaplarını çok başarılıdır. Okumayan için mülksüzler kitabını da tavsiye ederim.
Edebiyat
Yerdeniz BüyücüsüUrsula K. Le Guin · Metis Yayınları · 20249,5bin okunma