Edusya

Edusya
@edusyaa
Filistin Çıkmazı
Hani “her şeyin sonu vardır” demiştin ya Anne! Bu karanlık zülmün sonu nerede…? Kurşunlar giriyor rüyalarıma Anne! Artık sen değil,Kurşunlar okşuyor başımı.. Vuruluyor her adımda bir çocuk Anne! Sanki her birinin başında ebabil kuşları.. Kurşunlar giriyor rüyalarıma Anne! Ve Filistin çıkmazı; Kaç Cân aldı bilinmez.. Kaç yürek yandı bilinmez.. Ve çocukların kaçı yetim, Kaçı öksüz kaldı bilinmez…! Evimizin perdesini kurşunlar açıyor Anne! Kurşunlar çalıyor her gün kapımızı… Kardeşim olan Müslümanlar nerede…? Kurşunlar bile onlardan vefalı çıktı.. Evimizin perdesini kurşunlar açıyor Anne! Ve Filistin çıkmazı; Kaç Cân aldı bilinmez.. Kaç yürek yandı bilinmez.. Ve çocukların kaçı yetim, Kaçı öksüz kaldı bilinmez…!
#RafahOnFire
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
En iyisini yapmak için beklerken ya hiçbir zerresini yapamadan ömrümüz biterse? .. Yaşadıkça çoğalan en büyük parçamız ölümümüz. Ne kadar ilerlersek ilerleyelim, varmakta olduğumuz yegane hakikat, ölümümüz. O, orada. Sonra, dediğimiz ne varsa hepsinin tam ortasında. El sallıyor, acı acı gülümsüyor. Biz yarın dedikçe uçsuz bucaksız bozkırdan sesleniyor yarın yok ki! ... Aslında dışarıdan bakınca hiçbir meselen yok gibi de duruyor olabilir. Hatta birileri çıkıp senin de derdin zorun bu mu! diyebilir. Onlar böyle dedikçe dişlerini gıcırdatabilir, ellerini yumruk yapabilir, dolap kapaklarını biraz daha sert kapatabilirsin. Nefes nefese olsan da sesini duymayanların ortasında kalmışsındır belki, bilemem olabilir. ... Gücün yoktur, varsa da şevkin kalmamış olabilir. Hakikati vicdanen bilip gözünün boşluğa daldığı o küçük anlarda neyin yanlış olduğunu ve nasıl uyuştuğunu fark edebilir; sonra hemen sonra hiç o uyanma gerçekleşmemiş gibi kafanı sallayıp perdenin tonuna, halının kıvrımına, sokaktan gelen seslere, akşamki yemeğe.. verebilirsin kendini. Yine de, anlam oradadır. Bütün bir ömür kaçtığına inansan ve ondan uzak yaşasan bile, daima oradadır. İçinde. ... Bize, en iyisini yapmak için beklememiz gerektiğini kim söyledi? ... Dinlediğim yazdığım kâr oldu. Bitti mi, hayır. Aşırı verimli miydi, hayır. Ama hiç yoktan iyi miydi, hem de nasıl. ... Her şeyden tümüyle el çekmek, tamamen adapte olamama kaygısından, en yüksek verimi elde edememe sıkıntısından ileri geliyor çoğu zaman. Başka rollerde başka sorun ve bölünmeler mümkün. Hayat hep değişecek, bizim sahip olduğumuz roller artıp azalacak. Dönüşecek. Rahatlık tembelliğe, sıkıntılar el çekmeye ittirecek. Her durum ve koşulda kendimize tekrar edeceğiz: Elimden geleni, olduğu kadar yapmam gerekiyor. Bunu şiar edineceğiz.
Edebiyat
Hatıralar da Dal İstiyor/ Kuşlar Gibi Konacak
Hiç fark ettiniz mi, hatır ve gönül bilmeyi birlikte düşünürüz. Gönlü bilen hatırını da bilir veya hatır bilmeyenin gönlü bilmesi beklenmez. Her ikisiyle de işaret ettiğimiz, kıymettir; değerli olan ziyan edilmemesi gereken. Kâmet, duruş; kıyam, ayağa kalkmak, istikamet ise düz gitme, dik durma anlamlarına gelir. Kıymet bilen, istikamet üzere dümdüz giden, sapmadan ve saptırmadan kıyamda duran kişiye dost deriz. Onunla hatıralar biriktirir, birbirimizin hatırı için zorluklara katlanmayı eziyet görmeyiz. Çünkü ‘’Dostluk, tutunmaktır, hatırda tutmak ve hatır tutmak.’’ Elbette tutunmakla bedbaht olmayacağımız yegane dost Allah’tır. .. Hiç yola çıkmamış olan, yürümeden nereye varacağını kestiremez. Doğru yerden geri dönebilmek için bile bir miktar yol almış olmak gerekir. Bazen de ilerleyişimiz geri geri adımlarla mümkün olur. Geriye çekildikçe kendimize yaklaşmışsak, yola devam etmemek gerektiğini anlarız. Anlamak, aşamayla vardır. Durmak, yürüdükçe anlaşılır. Öğreniriz ki yol tecrübedir. Sonraki seferlere çıkmadan fikir sahibi oluruz böylece. Macera aramakla, yolculuk yapmak başka şeylerdir. Biri savururken biri mücadele etmeyi, durmayı, geri dönebilme erdemini öğretir. Dağlara çıkanlar, durması gereken yeri aşarlarsa soğuk sebebiyle donan elleri, ayakları kesilmek zorunda kalır. Demek ki ne dağların yamacında, ne gecenin kuytusunda insan kendisini kaybetmemeli. Çünkü kaptırıp gitmekle ancak kendimizden götürdüklerimiz çoğalır.* ... İnsan yaşadıkça öğrenir; ilerlemek, yol almak her zaman yürümekle olmuyor. Durmak, susmak, görmemek gözünün içine bakan ayıbı utandırmamak için. Hatırlandıkça saplanan bir bıçak olmamak için, bütün keskinliğimizle durmamız gereken yamaçlar vardır. İşte oralarda yürümek, cinayettir. ... Demek ki akla düşenle insanın uyandığı oluyor. Uyanmak
Edebiyat
yanan sular içindir
.... insan, biraz da imkanlarından ibaret, diye. henüz yapma imkanıyla sınanmadığımız işler için masum muyuz gerçekten? tatmadığımız o yokluk, insanı hangi yanlışlara sevk eder bilmeden, kalbimizin odalarında hiç gezinmemişken bazı ihtimaller; kendimizi tanımış sayılır mıyız hiç vazgeçmek zorunda kalmamışken? ... insanları, olmalarını umdukları kişi olmadıkları için suçlamam, suçlayamam. bana göre, o koşulun içine girene dek, kendileri de kim olacaklarını, nasıl davranacaklarını bilmiyorlardı. ancak, suya girildiğinde kulaçların bir anlamı olur. yüzlerce kez karada yapılan denemeler, suya girmeden yaşanacak tek bir tecrübeye denk olmaz, olamaz. .... insan, mutlaka bir gemi yüzdürmeli yaşarken, öyle inanıyorum. önce bir gemi yapmalı. hızır gelip delebilir, aklından hiç çıkarmadan ve bundan memnun olarak. bu gemi, illâki iki su birleşince yüzmez; gemi onu üzerine alan her suda akar gider. tufandan uzak, telâşsız ve durmanın bir varma biçimi olduğundan emin olarak akıp giden gemi.. ... insan, biraz da yaşayamadıklarından ibaret. sahip olmadıkları karşısında içinde büyüyen duygudan.nimeti seyrederken, tam ortadan delinen gemisiyle hiç tepinmeden sakince yüzen gemileri seyrederken, aynada sönmüş suyun eklenmiş o parçasıyla, akıp gitmekte olan her biri için mutluluk duyabilenden daha insan olan kimdir? mutluluk, yüzen gemiler için biriktirdiğimiz o içten temennilerden beslenir. evet, yaşamak, bizimçün dokunaklı bir şarkı değildir amma dokunur içimize. ... -DİLARA TEKİN DİLARANIN PENCERESİ
Edebiyat
Çok güzel şey
Yaşamak güzel şey doğrusu Üstelik hava da güzelse Hele gücün kuvvetin yerindeyse Elin ekmek tutmuşsa bir de Hele tertemizse gönlün Hele kar gibiyse alnın Yani kendinden korkmuyorsan Kimseden korkmuyorsan dğnyada Dostuna güveniyorsan İyi günler bekliyorsan hele İyi günlere inanıyorsan Üstelik hava da güzelse Yaşamak güzel şey Çok güzel şey doğrusu. Melih Cevdet ANDAY
Şiir