Bazı kez üzerimize öyle bir uyku çöker ki bedenimizi tutsak eder ama zihnimizi çevrede olup biten şeylerin ayırdına varmaktan alıkoyamaz. Ağır bir uyuşukluk, bir halsizlik; düşünce ve hareketlerimize egemen olamamak eğer uykuysa, bu duruma da uyku diyebiliriz. Böyle zamanlarda düş görsek bile o anda gerçekten konuşulan sözler ve gerçekten duyulan sesler, şaşılacak bir biçimde düşümüzün arasına karışır ve sonunda gerçekle hayal öyle birbirine girer ki sonradan bunları ayırt etmek hemen hemen olanaksızlaşır.
Çevremizdekilere karşı davranışlarımızda dikkatli olmamız gerek. Çünkü her ölüm geride kalan bir avuç kimseye öyle düşünceler miras bırakır ki yapılabilecekken yapılmamış, unutulmuş, boş verilmiş şeyler... Onarılabileceği halde onarılmamış kırgınlıklar, giderilmemiş eksiklikler... İnsan için bunlardan daha acı bir düşünce olamaz!