Uykuyla uyanıklık arasında böyle dalgın, mahmur bir dönem vardır. Böyle zamanlarda gözleriniz yarı açık ve çevrenizde geçenlerden yarı haberdar olduğunuz halde öyle çok düşler görürsünüz ki
yeryüzünde tek bir dostu bile yoktu ve daracık yatağına girip büzülürken, “Keşke bu benim tabutum olsaydı," diyeceği geliyordu. Keşke mezarlıkta rahat ve sonsuz bir uykuya yatırsalar beni.
Uzaktan seviyorum seni!
Kokunu alamadan,
Boynuna sarılamadan.
Yüzüne dokunamadan.
Sadece seviyorum!
Öyle uzaktan seviyorum seni!
Elini tutmadan.
Yüreğine dokunmadan.
Gözlerinde dalıp dalıp gitmeden.
Şu üç günlük sevdalara inat,
Serserice değil
Adam gibi seviyorum.