İstedim ki , o benim artık bırakıp gittiğimi sansın ve başka bir erkek bulsun. Bugünlerde onu hep uzaklardan gözetledim.
Yanında bir erkek görsem, eve başka bir erkekle girdiğini veya onun başka bir erkeğe gittiğini görsem bir anda kurtulacak , hem onu , hem kendimi öldürerek , bu parçalayıcı azaplara bir son verecektim. Fakat bir kere bile efendi , onu bir kere bile başka bir erkekle görmedim. Beni asıl berbat eden bu ... Onun beni sevdiğini , hala beni sevdiğini , deli gibi beni sevdiğini , benden başkasını asla sevemeyeceğini bilmek ... Fakat bir kere olan şeyi artık unutamadığını, sırf bunun için yaşamanın ikimiz için de dünyanın en dayanılmaz işkencesi olduğunu düşünmek ... Ah.. bilseniz o beni ne kadar seviyor. Bunu anlıyorum. Siz anlamadınız mı ?.. O da ne kadar azap çekiyor görmüyor musunuz ? Ne yapayım efendi , ben ne yapayım?..
Fincanın içine rakıyı koyduk . Gözünden bir damla yaş düştü berrak , keskin kokulu suya . Göğsüne vurdu .
- Bu yürek , bizim yüreğimiz , bir tahtası eksiklerin yüreğidir , dedi.