-Neden denizde insana ölüm korkusu gibi bir şey geliyor?
-Ölüm korkusu değil o , dedi, akıl korkusu.
-Ne demek o Barba ?
-Denizde kafa başka türlü , karadakinden başka türlü işler . Karada çare elini uzatsan elindedir. Ama bir sandalın içinde çaresizliğin elindesin. Hastalansan doktor yok. Ölsen papaz yok , imam yok -sanki işe yararmış gibi-, kör olsan elini tutan yok . Delirsen morfin yok. En iyisi bir şişe rakı al... Dur !Recep oğlum , şuradan bize bir 190'lık alıver .
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
-Balıkçı : Çok açgözlüdür , dedi. Bu huyunu sevmem ama , martı bu. Bu martı mahluku doymak nedir bilmez.
- İnsan gibi ,dedim.
- Yok, dedi , insana taş atma , insandan insana fark vardır, tokgözlüsü de olur.
- Ama , azdır.
- Çoktur , dedi.
- Neden öldürdün , Hidayet ?
- Seviyordum be abi !
- Nasıl seviyordun , Hidayet ?
- Deli gibi be abi ! Gün onunla ağarıyordu. Ben susamhelvası satarım abi gündüzleri. Cebin de mis gibi simit kokuyor abi. Gün onunla ağarır , onunla kararırdı. Bir dakikam yoktu onu düşünmediğim. Abi , rüyada gibi yaşardım. Her laf gelir gider ona dayanırdı . İnsanlar bana bir laf söylerdi. O ne cevap verebilir , diye düşünürdüm. Bir şey alacak olsam o alır mıydı acaba , derdim. Bir şey yesem içime sinmezdi. Biri yol sorsa o gösterir miydi diye kafama sormayınca ve içimde o , yol göstermeyince aptal aptal bakardım. Bir güzel şey görsem ona göstermezsem , gösteremediğim için zevk alamazdım güzel şeyden .