Adanmışlık, sadece umutsuz bir duygusallıkla, akılsızca kendini öldürmek gibi bir şey degildir. Bundan çok farklıdır. Adanmışlık en muhteşem şekilde sonsuza kadar yasamaktır. İnsanlık ancak bu saf adanmışlığa bağlı kalarak ölümsüz olur. Fakat adanmışlık için bir kılık da gerekmez. Herkes bugün, tam şu anda oldukları şekillerde kendilerini adamalıdır. Çapa yapan biri, çapa yaparkenki hâliyle adanmışlığımı göstermelidir. Kendin hakkinda sahtekâr olamazson. Adanmışlıkta ertelemeye izin verilmez. İnsanın her ânı, her dakikası adanmış olmalıdır. Kaşo Usta mükemmel, tam bir adammışlığın nasıl olması gerektiğine dair yöntemleri düşünüp durmanın en anlamsız şey olduğunu tekrar tekrar vurguladı. Dinlerken defalarca kez kızardım. Şu âna kadar, kendimi Yeni Adam, Yeni Adam diye açıklayıp duruyordum. Adanmışlığon dış görünüşüne, kılığına fazla özendim. Görünüşe göre makyaja, süslemeye çok takılmıştım. Yanı başımdaki Yeni Adam tabelasını cesurca indirmeliyim. Zaten çevremde en az benim kadar aydınlanıyor. Şimdiye dek ortaya çıktığımız yerler hep kendiliğinden parlak ve görkemli olmadı mı? Bundan sonra artık hiçbir şey demeden, ne hızlı ne yavaş, tam olması gereken tempoda dosdoğru yürüyelim. Bu yol nereye gidiyor? Bunu büyüyen bir asmaya sormalsın.
Günlerimi kendimi kandırarak geçirdim, kendini asla kandırmayan senin askine. Kaygı, toplanan kara bulutlar gibi yüreğimin derinliklerine yapışıp orada kaldı. Bu şekilde yaşamaya devam edersem gelecekte nasıl biri olacağımı merak ediyorum. Yapabileceğim hiçbir şey yok. Hasta bir adam mı olacağım yalnızca? Bu düşünceler beni afallatıyor. Ne yapmalıyım? Hiçbir yol yokmuş gibi sanki, hiçbir şey. Benim böyle umarsızca yaşamamın sadece insanları rahatsız ettiğini ve tamamen anlamsız olduğunu düşününce daha da katlanılmaz hale geliyor. Senin gibi yetenekli biri anlar mı bilmiyorum ama dünyada "Benim yaşıyor olmam insanlara rahatsızlık veriyor. Ben lüzumsuz bir adamım," farkındalığı kadar acı veren bir düşünce yok.
Günümüzde evlilik yaşamına doğru dürüst hazırlanmış pek fazla kimseye rastlamayaşımızın nedeni, insanın bir başkasının gözleriyle bakmasını, kulaklarıyla işitip, kalbiyle hissetmesini asla öğrenmemesidir.