Bedensel hastalıkların nereden kaynaklandığını az çok biliyoruz; ama ruhsal hastalıklar kötü eğitimden, çocukluktan başlayarak kafalara doldurulan gereksiz bir sürü şeyden, sözün kısası, toplumdaki bozukluklardan oluyor. Toplumu düzeltin, bu hastalıklar kalmayacaktır.
"İlaç acıdır, ama gene de yutmak gerekir." İşte sıra şimdi bize geldi, çocuklarımız onların kuşağından olmadığımızı söyleyecekler bize ve biz bu acı ilacı yutacağız.
Kendi değerini bilmeyen, kendisine saygısı olmayan kişi sağlam bir temel oluşturamaz... toplumsal yapıya... Kişilik, sayın bayım, en önemlisi budur işte: İnsanın kişiliği bir kaya gibi sağlam olmalıdır, çünkü her şey onun üzerine bina ediliyor. Çok iyi biliyorum ki, sözgelimi, benim alışkanlıklarımı, giyinişimi, nihayet, kibarlığımı komik buluyorsunuzdur; ama bütün bunlar insanın kendine olan saygısından, görev duygusundan, evet efendim, evet, görev duygusundan geliyor. Köyde, ücra bir yerde yaşıyorum, ama bırakmıyorum kendimi, insan olarak saygı duyuyorum kendime.
Size şunu söyleyebilirim, beni herkes liberal ve gelişmeyi seven biri olarak tanır; işte gerçek aristokratlara da bunun için saygı duyarım ben. İngiliz aristokratlarını unutmayın sayın bayım (bunun üzerine Bazarov bakışını kaldırıp Pavel Petroviç'in yüzüne baktı. Pavel Petroviç öfkeyle tekrar etti.) İngiliz aristokratlarını unutmayın sayın bayım. Onlar, haklarının en küçük bir parçasından bile vazgeçmez ve bu yüzden başkalarının haklarına da saygı duyarlar; kendilerine karşı olan yükümlülüklerin de eksiksiz yerine getirilmesinde ısrarcıdırlar, bu yüzden kendi yükümlülüklerini de tam olarak yerine getirirler. İngiltere'ye özgürlüğü veren de destekleyen de aristokrasidir...