Küçük, en küçük hareketi yakalamaya çalışıyorsun. Anlamak için. Bilmek için. Senin bu tekrarın yüzünden herkes anlamadığı bir yakınlıkla kendisini sana benzetiyor. Sen hiçbir şeye benzemiyorsun. Öyle ki bazen geceleri kendine bile benzemediğini fark ediyorsun. Sen evvelden beri sıvıydın. Hâlini, biçimini, tınısını, havasını alıyordun olduğun yerin; insanın, zamanın.
Sen başka türlüsün. Her zaman daha soğuk olacak hava. Küçükken deniz kıyısında iki taş görmüştün. Birbirlerinden biraz önce ayrılmış gibiydiler. Etin taşın acısını algılamıştı. Ağlamaklı olmuştun. Bu ağlamaklı oluşunun zaman boyunca yüz binlerce görüntüde, yüz binlerce kat daha büyüyeceğini bilseydin devam eder miydin?