Mâzi; vefâlı bir dost gibiydi, kendine çekerdi insanı. İstikbâl, ötelere baktırırdı. Mâziye kaçmak insanı dinlendirirken, istikbâl dalgalı bir denizde yüzmek gibi yorar, hırpalardı. Mâzi hatıralara, istikbâl hayallere taşırdı insanı...
İyilikse de kötülükse de getirene takılıyoruz, göndereni (Yaradan'ı) unutuyoruz. Doğru bir tevekkül anlayışı ile kadere gerçek bir iman ve teslimiyet şart...