"Hüzünlenen insan Allah'a hatırlar" diyor mesela nefsin dilinden. O vakit hüzün benim sandığım kadar kötü değildir diye düşünüyorum. Kendimi hayal ediyorum. En çok sıkıntılı olduğum anlarda dua ettiğim, Allah'ı o vakitlerde hatırladığım geliyor aklıma. Yazara hak veriyorum. Zira düşünüyorum ki ve belki de biliyorum ki insan en çok üzüldüğü zaman ellerini duaya açar. İstediği olmadığında yalvarır en çok Allah'a, başına bir kötü iş geldiğinde sessizce kıpırdanmaya başlar dudakları. O zaman gerçekten de hüzün, sıkıntı, keder o kadar da kötü değildir demek ki. Bilmiyorum...
Ben üzmem insanları. İnsanlar hüzünlensin istemem. Zira hüzünlenen insan Allah'ı hatırlar. Belki de o sebeple hep dünyalık şeyleri, insana hoş gelenleri yapsın istedim. Makam, mevki, mal-mülk, para, şehvet... Şayet bunları aklına sokarsam insan dahasını ister ve Allah'ı unuturdu.
Ve hep dinlerdi beni insanlar. Hem değil mi ki 'başı eğri olanın sonu doğru olmazdı.' İşte o sebeple mesuliyeti fazla olanın imtihanı da zorlu olurdu.
... Kimi günlerce eziyet etti bana ki susayım, kimi "Ey nefsim! ben sana tabi değilim" diye bana meydan okudu. Kimi "Ey nefsim! Seni sen yapan benim, beni de ben yapan sensin. Ya yola gel beraber gidelim ya da yoldan çekil ben Hakka gideyim..." diye haykırdı bana. Lakin ben hiçbirinin peşini bırakmadım. Hep onlarlaydım ve şimdi seninleyim...