Hayaline geliyor mu çok eski vakitler? Çok evvelden gördüklerin, işittiklerin, bildiklerin, söylediklerin, yapıp ettiklerin ve sonra gizlediklerin... gizli kaldığını zannettiklerin... Hatırına geliyor mu? Kimseye söyleyemediklerini mesela, kimse bilmesin istediklerini, günah diye bilip de yine de ettiklerini hiç düşünüyor musun? Şahidi yok zannettiğin suçların hiç düşüveriyor mu zihnine ve sen belki bir gecenin karanlığında ya da bir insan yalnızlığında, yine kimse yok sandığında kendine kendini itiraf edebiliyor musun? Ağlıyor musun yaptıklarına? Günahlarına ağlıyor musun?
Ağlıyorsun ey insan! Ağlıyorsun ki insansın ve insansın ki ağlıyorsun. Lakin sen ağlayınca geçer sanıyorsun, gâfil! Oysa ağlayınca geçmez de anlayınca geçer. Anlamıyorsun.
Nefs acı, nefs tuhaf ve nefs düşman...
Ama var, ama susmuyor, ama konuşuyor. Hep konuşuyor...
Her vakit sesler gelmiyor mu senin içinden de? Sustuğun anlarda bile biri konuşmuyor mu seninle? Sana da bir şey fısıldamıyor mu bu garip ses? Misal ki en tenha anlarda bile hep konuşan biri yok mu senin yanında da? Hayır, aslında yanında değil, içinde.