esra v.

Kayseri'den Maraş'a döndük akşam üzeri. Burada kısa bir süre kalıp Ordu'ya geçeceğiz. Kısa bir süre için kalsak bile annemler evde ne var ne yok koymuşlar çantalara. Kayın babama anneme kadar. Orduya götürün onlar da tatsın diye.. Dışardan yemeyi içmeyi sevmeyen biz, tabiki ne var ne yok getirdik bağdan bahçeden toplayıp. Hatta içme suyumuzu bile getirdik. Her şey iyi güzel fakat onları yerleştirirken hep içimde hüzün baş gösteriyor. Sanki uzun zamandır ayrı kalmışım gibi bir his. Zaman görecelidir derken acaba duyguları da dahil ediyor muydu Einstein?.. Babaannem sabahtan bahçeye inmişti meselâ marul, fasulye, salatalık için sonra tarlaya gitti patatesle soğan almaya. Hatta kavun keleği henüz olmamıştı bizim bağda, gitmiş komşudan istemiş benim için canım Babannem. Annem pişen hazır yemeği dahi koydu burada yeriz diye. Babam günlerini "sizi salmıyorum" diyerek geçirdi. Onun bu tatlı ısrarı iyi ki olmuş, iyi ki bir kaç gün daha kalmışız Erciyes'in kucağında. Acaba diyorum şimdi içimden babam hiç salmasa mıydı bizi? Öyle şeyler işte.. Hayatın hızlı aktığını en çok vedalarda anlıyor insan.. Son olarak bu da bugünden hatıra kalsın:) hizliresim.com/6x230t9
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Benim takımım finale kaldı ve bugün final maçı var. Öğrencim; hocam bugün annem salmıcidi ama ben Esra Hocayı ve takımımı şampiyon yapmam gerek diye geldim:) Ben, futbol ve final maçı ne kadar yan yana gelmesi imkansız kelimeler fakat inanmış öğrencilerim var:)
Dert dolup Boynum büküp Gözüm dolup Sana gelem İz sürüp Sır bulup Gönül verip Sana gelem Yollar aşıp Aşkı bilip Kendim geçip Sana gelem Hâkkı duyup Hû deyip Kendim bulup Sana gelem

Oldi

@oldi
·
Kalemim kırıp Defterim yakıp Sözüm kesip Sana gelem Gözüm doyup Lokmam bölüp Dilim kesip Sana gelem Yollar alıp Dağlar aşıp Dertler derip Sana gelem Derman verüben İyilik edüben Yüzüm akınan Sana gelem Dostlar bulup Düşman yenüp Koçyiğit olup Sana gelem Ölmeden ölüp Serden geçip Bir yâr sevip Sana gelem
Beni rahmetle anarsın ya, işitsen, bir gün, Şu sağır kubbede, hâib, sesimin dindiğini? Bu heyûlâya da bir kerrecik olsun bak ki, Ebediyyen duyayım kabrime nûr indiğini
Sayfa 85 - 1935'te Mehmet Akif'in Şerif Muhiddin'e Hilvan'dan gönderdiği fotoğrafın arkasına yazılmış dizeler...