esra v.

Çok bilinen, çok tekrarlanan ama üzerinde fazla düşünülmeyen İstiklâl Marşı bugünün Türkiye’si için de kuvvetli bir imkân, bir mutabakat metni, yaslanılacak büyük bir yapıdır. Bu imkânın önce tekrar fark edilmesi, peşisıra bugünün şartlarında yeniden keşfedilmesi, yorumlanması ve yaşayan bir varlık, güç devşirilen bir kaynak, bir ilham menbaı haline dönüştürülmesi herkes için bir vazife ve sorumluluktur.
Sayfa 165 - Dergâh
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hakkıdır Hakk'a tapan milletimin istiklâl” mısrasında (hakiki) istiklâlin Allah'a imanla, O'na kulluk etmekle zaruri irtibatlı hale getirilmesi de bu meyanda hatırlanmalıdır; istiklâl yüksek değerini haktan/ Hakk’tan, bir üst Varlık’tan ve değerden almaktadır; Yüce Allah kendine kul olanları başkasına kul/esir etmeyecek, “istiklâl”lerini mutlaka verecektir.
Sayfa 140 - Dergâh
Başlangıç kabilinden ilk zikredilmesi gereken husus medeniyet kelime-kavramının batı menşeli civilisationa karşılık gelmek üzere bulunduğu ve giderek ünsiyet, ülfet gibi diğer karşılıkları geride bırakarak yaygınlaştığıdır. Bugün de tarihi ve muhtevasi pek hesaba katılmadan, daha ziyade hissi düzeyde kullanılan “İslâm medeniyeti” (medeniyet-i İslâmiye), “kadim (köklü) medeniyetimiz” adlandırması da bu sürecin içinden çıkacak ve bir miktar dönüştürülerek benimsenecektir. Halbuki civilisation kendisini tek medeniyet olarak tanımlıyor ve kendi dışındakileri gayrimedeni ve gayrimüterakki (mâni-i terakki) olarak, olsa olsa tarihte kalmış, eskimiş gelenekler diye adlandırıyor ve bunu oryantalizm başta olmak üzere çeşitli siyasî, kültürel ve sanatsal yollarla yaygınlaştırıyor, dayatıyordu.
Sayfa 117 - Dergâh
Bu şiirdeki “Ezan sussun, fezâlardan silinsin yâdı Mevlâ'nın” mısraı, İstiklâl Marşı'ndaki “Bu ezanlar ki şehâdetleri dinin temeli” mısrasında daha yüklü hale gelmiş bir benzeri ve hissiyatı kuvvetlenmiş bir devamıdır. (Ezandaki şehadetler, imanın ifadesi olarak Allah'tan başka ilâh olmadığını ve Hz. Peygamber'in Allah’ın elçisi olduğunu ifade eden Kelime-i Şehadet'in iki unsuruna işaret etmektedir: Eşhedü en lâ-ilâhe illallah / Eşhedü enne Muhammeden Resûlullah). Aynı kuvvetli irtibat İstiklâl Marşı'ndaki “Değmesin mâbedimin göğsüne nâmahrem eli” mısraı ile Bülbül'deki “Dolaşsın sonra İslâmın haremgâhında nâmahrem” mısraı arasında da vardır. Harem” ve “nâmahrem” kelimeleri ezanın, mâbedin, caminin Müslümanların iffeti ve namusunun timsâli olduklarını da göstermektedir. Bu önceden de böyle idi (caminin ve evin içine harem/harim denir, Kâbe'nin ve Mescid-i Nebevî'nin Harem-i Şerif, Mekke ve Medine'nin Haremeyn olarak adlandırması da buna işaret eder) fakat yeni şartlarda bunun daha da kuvvetlendiği açıktır. (Mısradaki göğüs kelimesinin birkaç anlamı ifade edecek şekilde ama aynı zamanda namus ve iffete de işaret ettiğini hatırlamak lazım).
Sayfa 84 - Dergâh
Beşinci sınıflarla düzenli kitap okumaya çalışıyoruz, okudukları kitaplardan beğendikleri cümleleri de not ediyorlar işte onlardan bazıları:) hizliresim.com/gwbofdq