esra v.

İlk asırda seher vaktinde ve fecirden sonra yollar ve sokaklar yürüyen insanlarla dolardı ( cuma hazırlığı başlardı). O günkü insanlar bayram günleri gibi camileri doldururlardı zamanla bu güzel uygulama azaldı, unutuldu ve terkedildi. Denilmiştir ki: İslam'da ortaya çıkan ilk bid'at cuma günü camilere erken gitmeyi terketmektir.
Sayfa 163 - Semerkand
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
İnsan kendisine zekâ ürünüdür diye sunulan birçok herze ile günden güne hamakat sahibi kılınmaktadır. Evet, biz bugün bir ortaçağ yaşıyoruz. Hem öyle bir ortaçağ ki bir öncekinden çok daha aşağı seviyede... İçinde bulunduğumuz ortaçağın belirgin özelliği düş kırıklığı ve insan ruhunun tıkanıklığıdır.
Sayfa 85 - tiyo
İslam’ın insanların nisbî değerlendirmelerine göre bir “yer”e sahip olamayacağını, belli bir zaman dilimi içinde anlam kazanmasının mümkün olamayacağını, bir kavmin kültürel varlığının mütemmim cüzü olarak anlaşılamayacağını İslam’ı anlamanın ön şartı sayıyoruz. Bütün bu saydığımız yanlış eğilimler, aslında günümüzün “bilimsel” kafasının ihtiyaç duyduğu tespit noktalarıdır. Yalnız bilimsel değil aynı zamanda felsefi anlayış (ki artık Batılı anlayış tarzı içinde birini diğerinden ayırmak epey zor) bütün düşünme yollarına kendince bir kabuk uydurarak onun kendi düşünme seviyesinde kabul edilmesini kendi sağlığı bakımından zorunlu sayar. Vahyi insan zihninin türettiği düşünceler seviyesinde anlamak yeteneğindedir. Bu yüzden de İslam’ın somut bir mekanda gerçekleşmiş olması, modern insanın kavrama kapasitesine uygun düşer (Çoğu zaman çöl düşüncesi, çöl felsefesi gibi adlandırmaların kaynağı bu zavallıca düşünüş olmalı). Aynı şekilde İslam’ı insanlık tarihinde bir evre (merhale), düşünce tarihinde bir uğrak (moment) görmekle ona “zaman” içinde bir sınır koyma endişesi güdülmektedir. Çünkü modern insan sadece birbirine bağlı olarak gelişen düşünceleri yahut bir başka düşünceyle karşılaştırılabilen düşünceleri kavrayabiliyor. Hele İslam’ın belirli bir kavme dayalı olarak değerlendi­rilmesi, çağdaş veya değil bütün insan yapısı düşünce sistemlerinin belirgin bir zaafıdır. Oysa, İslam’ın bütün yer ve bütün zaman için vaz‘ edilmiş ilkelerinin anlamına varmadan onu belli insanlara bağlı özellikleriyle anlamak mümkün değildir.
Sayfa 68 - tiyo
Eğer yazıya, yazılı kağıda hangi sebepten olursa olsun saygı gösterilen, itimat edilmek istenilen bir toplumda yaşıyorsak, bu araçları kullanma imtiyazını ulaşmış kişilerin sorumluluğu büyük. Bu sorumluluğu yüklenmeksizin gemisini yürüten basın yalnızca "zorba" bir basın sayılır.
Sayfa 52 - tiyo
Ailesi İslâm’ın hedeflerine kilitli insanlar dünyayı küçümsemede birbirlerini yalnız bırakmaz. Dünyayı aşağılık bir mekân olarak bilmek kıymetin dünya kazançları ötesindeki yerinden haberdar olmaktır. Dünyaya değer atfedenler yapayalnız ölür. Dünyayı küçümseme insanoğluna münhasır kaldığından insan oluş yolunda yaşananlar değer kazanır ve millî edebiyatlar ötesinde dünya edebiyatı böylece zenginleşir. İsmet Özel istiklalmarsidernegi.org.tr/IsmetOzel?Id=28...