Hayatta böyle başkaları tarafından çizilen kader çizgileri vardı; bıçak gibi keskin, buz gibi soğuk, ölüm kadar gerçek ve acımasız… İşte bu yüzden İbn-i Haldun’un “Coğrafya Kaderdir,” sözü ne kadar doğruydu. Görücü usulü evlilikler çok eskilerde kalmamıştı, hâlâ Türkiye’nin bir yerlerinde, birilerinden habersiz yapılıyordu… Sohbet masalarında, “Kaldı mı böyle şeyler?” diyenlere inatla yaşanmaya, birilerinin hayat ışığını karartmaya, “iyilik” kisvesi altında iyilikten başka birçok şeye benzeyerek devam edip gidiyordu. Yasaldı çünkü. Nasıl hâlâ çocuk gelinler varsa, kadınlara istekleri sorulmadan babaları ve büyüklerinin zoruyla yaptığı evlilikler nasıl hâlâ yasalsa… Pedofili haberlerini görünce, “Bunlar insan mı? Yazıklar olsun bunlara!” desek de pedofilinin yayılmasına sebep olan en büyük etken çocuk gelinlerin varlığına izin verenlerdi. Buna susanlar, o çocuk gelinler Türkiye’nin bir yerlerinde yaşarken onları yok sayanlardı. Bu yüzden buna karşı çıkanların, “bunu normalleştirmeyin,” söyleminin bile içi çoktan boşalmıştı. Çocukların çığlıklarını duymayanlar için bu yaşanan korkunç
şeyler de normaldi artık. Herkes bu çığlıklara, bu çocuk istismarına ortaktı…
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Oğullarının gelişimine önem veren aileler, konu kızlarına gelince onların sadece evlenip anne olabileceklerini zannediyorlardı. Kadının sırf anne olmak icin yaratıldığını zanneden bu gerici zihniyet, bir zamanlar dünyaya hükmetmiş olsa da medeniyet sahnesinden artık silinmişti. Ama Türkiye’nin birçok yerinde ve Ortadoğu’da hâlâ izleri duruyordu. Kadının gücünden korkanlar bu geri kalmışlığı yaymaya devam ediyordu.