Kişinin mutluluğu fiziki durumundan çok
beynindekilere bağlıdır. Görme duyusu ve bütün
organları sağlam olduğu halde psikolojik sorunlar içinde umutsuz yaşayan insanlar bulunduğu gibi, tamamen kör olup da hayatı son derece üretken ve mutlu geçen insanlar vardır. Belirleyici olan engelli ya da engelsiz olsun, insanın yaşam karşısında duruşunun sağlamlığıdır."
"Yanlış olan tutum toplumda bizlere farklı insanlarmış gibi yaklaşılmasıdır. Sokakta karşıdan karşıya geçecek olan bir görmeyene yardım etmek isteyen kimse, genellikle ona nasıl davranacağını bilemez; yardım önerisinin onu rahatsız edebileceğini hatta üzeceğini düşünebilir. Bunların hepsi aslında körlüğü ve körleri tanımamaktan kaynaklanır. Kimileri de görmeyenleri, hayatın sillesini yemiş, çok ciddi ya da hüzünlü insanlar olarak düşünür; onların yanında şaka yapmaktan, kör kelimesini kullanmaktan çekinir. Bir insanın neşeli ya da asık suratlı olması, görmesi ya da görmemesiyle değil tamamen psikolojisiyle ilgili bir durumdur.
Temel mesajım şuydu: Biz gözümüz değiliz, biz bacaklarımız kollarımız değiliz, biz kulaklarımız değiliz, biz bir yaşam yolculuğuna çıkmış canlarız ve canda engel yoktur. Ana-babalar, öğretmenler, tüm toplum topalın topallığını, körün körlüğünü, sağırın sağırlığını değil, esas olan özü, o canı görmeli.