Herhangi bir kimsenin bana bir adıma kadar yaklaştığını görüp ümitlere düşsem, hemen kendimi topluyor; "Hayır, hayır, o bana daha çok yaklaşmıştı. Aramızda artık mesafe bile kalmamıştı. Fakat işte, sonu!" diyordum. İnanmamak, inanamamak.
Bir imkân, mevcudiyetine ihtimal vermeye bile cesaret edemediğim bir imkân, boş ve manasız akıp giden ömrümün yanına kadar sokulmuş ve sonra, birdenbire, geldiği kadar ani ve sebepsiz, çekilip gitmişti.