"Hastayım, çok hastayım." dedi. "Şimdiye dek ne kadar hasta olduğumu fark etmemiştim. İçimdeki bir şeyleri yitirdim. Yaşamdan hiç korkmadım ama yaşama doyup yaşamaktan bıkacağımı hiç düşünmemiştim. Hayat beni o kadar tatmin edip doyurdu ki hiçbir şey arzulamıyorum. Eğer içimde sevgine yer kalsaydı seni hemen şimdi isterdim. Ne kadar hasta olduğumu anlıyorsun sanırım."
Kendini çok yaşlı hissetti - geçmiş günlerdeki o kayıtsız, tasasız genç arkadaşlarından asırlarca daha yaşlı. Çok yol kat etmişti. Geri dönemeyecek kadar çok hem de. Bir zamanlar benimsediği hayat tarzı şimdi ona itici ve tatsız geliyordu. Hepten bir hayal kırıklığıydı o yaşam. Bir yaratığa dönüşmüştü. Tıpkı ucuz biranın çiğ tadı gibi, o insanların arkadaşlıkları da ona çiğ geliyordu.