• I considered the being whom I had cast among mankind, and endowed with the will and power to effect purposes of horror, such as the deed which he had now done, nearly in the light of my own vampire, my own spirit let loose from the grave, and forced to destroy all that was dear to me.
    Mary Shelley
    Sayfa 77 - Oxford World's Classics
  • Bir bakıyorsun; hayatta yapamam dediğin şeyin başrolündesin.

    The Butterfly Effect (2004)
  • An ancient secret brotherhood.
    A devastating new weapon of destruction.
    An unthinkable target..
    I am left aghastaghasted. Unbelievable, this one is the one to top when it comes to adventure & history and pace &creativity. Every time the action picked up in this book, I had a serious adrenaline rush. My heart raced, my eyes frantically read line after line, and my hands automatically went to my mouth. I was totally captivated by the story Dan Brown told.

    I've recently noticed how much history is appropriated (rightfully) by the modern authors like Orhan Pamuk(Kırmızı Saçlı Kadın), Elif Safak(Aşk), Nazan Bekiroğlu(Nar Ağacı) and Akmet Ümit(Bab-ı Esrar). This is a different type of historical immersion. This is about bringing it to the forefront... something in the past is incredibly relevant, vital, to the present.
    8
    First of all, Reading the book cleared up a lot of unanswered questions for me, and the book was different enough from the movie to keep me gasping out loud at plot twists. For me, I was hooked along for the ride, and even though some might find his twists unbelievable or even predictable, I was just in it for the story and found myself completely absorbed. I appreciated the facts (or "facts") throughout the story that were presented to the reader about the Illuminati, Vatican City, etc. and I loved the feeling of being on the inside of solving a puzzle while racing against time.

    Secondly ,The awesomeness of this work lies in the battle between science and religion, perhaps one of the most seminal works about that topic. It explores this duality literally, symbolically... every which way. That they are married, both science and religion, is the thesis. Brown proves this with the precision of a skilled scientist. & with the heart of a devout... historian.
    Finally, I even enjoyed the general mechanics of this book--I liked the short chapters that kept me coming back for more. They made it easy to fly through the pages. I would look down maybe after a half hour or so into reading and be 100 pages further in the book. My favourite part of the book, besides the adrenaline rushes, was how he bounced from one point of view to another without leaving the reader feeling disoriented. Rather, it had the opposite effect for me, clarifying everything by being able to watch the story unfold from all angles.
    This is a MASTERPIECE indeed.
  • Melancholy effect in my soul.
  • Siz de en az bir kere ''ANLATIYORUM ANLATIYORUM ANLAMIYORLAR!?'' dediyseniz, buyrun...

    Arkadaşlar bir çoğunuzun Türkiye'de olan bazı şeyleri anlamlandıramadığınızı ve sadece 'cehalet' deyip geçtiğinizi biliyorum. Bu durumlar ne zaman nasıl değişir bilemeyiz ama, en azından iyi anlamak, çözümleyebilmek için, bilmemiz, öğrenmemiz gereken binlerce bilimsel araştırma mevcut.

    Ülkemizdeki durumu en iyi açıklayan kavramlardan birisi ''Dunning-Kruger Sendromu''dur, ona paralel olarak da ''Backfire Effect'' yani ''Geri Tepme Etkisi'' gelir.

    >>> BACKFIRE EFFECT <<<
    İlk defa Brendan Nyhan ve Jason Reifler tarafından terim olarak kullanılan ''Geri Tepme Etkisi (Backfire Effect)'', inançlarına aykırı bir kanıt ile karşılaşan bireylerin bu kanıtı reddederek inançlarına daha da sıkı bir şekilde bağlanmalarını ifade eden bilişsel bir yanlılıktır.

    Geri tepme etkisine göre, bireylerin doğru olarak kabullendikleri herhangi bir olgu bilimsel olarak çürütüldüğünde bile bireyler üzerinde tam tersi bir etki yaratabiliyor. İnanç ne kadar ideolojik ve duygu-temelliyse, aykırı kanıtın etkisiz olma olasılığı da o derece artıyor. Kanıtın doğru olma olasılığına daha açık olmak yerine birçok kişi ilk etapta kabullendikleri olgunun doğru olduğunu ikna oluyorlar. İnançlarını sorgulamak yerine onlara daha fazla bağlanmayı tercih ediyorlar.'

    Amerika'da bir araştırma yapılır. 2006 yılında Nyhan ve Ryfler adında iki psikolog karşıt politik görüşleri destekleyen uydurma makaleler hazırlarlar. Makaleler genellikle toplumda yanlış bilinen görüşleri savunur şekilde yazılmıştır. Deneklere önce uydurma olan makale verilir ve ardından gerçek makaleler verilir. Tamamen uydurma bir makalede Irak'ta nükleer silah bulunduğu yazarken, gerçek makalede nükleer silah bulunmadığı yazmaktadır. Savaş yanlısı olanlar ilk makaleyi kabullenip ikinci makaleyi reddederler.
    İşin asıl ilginç yanı ise gerçek makaleyi okuduktan sonra yanlış düşüncelerine iyice sahip çıkmalarıdır.
    Sonuç; insanların inançlarının tutarsız yönlerinin ortaya çıkmasıyla, inançlarına daha fazla sahip çıkmaları durumuna Backfire Effect denir. İnsanlar doğru olan bilgiler dahi önlerine getirilse fikirlerini değiştirmezler çünkü, "iddiasının yanlış olduğunu kabullenmek insan için bir tehdittir". Zihinsel ahenksizlikten kaçınmak için bir psikolojik savunma mekanizması uygulamış olurlar.
    Ayrıca,bir yanlış bilgi hakkında bu kadar ısrar etmemizin sebebini 'güdülenmiş düşünme' olarak adlandırıyorlar. Neye güdülenmişsek bu inancımızı destekleyecek bilgileri arıyoruz. Ve onu bulduğumuzda bilginin sağlam olup olamadığına aldırmıyoruz.
    Her sorunun bir çözümü, her hastalığın bir şifası var, peki ya bunun?

    "İnsanlar bizim gibi düşünmüyorlar çünkü bizi dinlemiyorlar. Bizi dinleseler, yanlış fikirlerini anında değiştirecekler" diye düşünmemiz büyük bir yanılgı. Bu büyük yanılgının sebebi ise insanı 'akıldan' ve bu akla hitap eden 'rasyonal bilgiden' ibaret görmektir.
    Timoty Wilson isimli bir doktor 'Strangers to Ourselves' kitabında şöyle bir noktaya değinir: "İnsan beyni sadece bir an içinde 11 milyon parça bilgiyi algılayabilir. Ancak en cömert tahminler bunun sadece 40 tanesinin farkında olabileceğimiz yönünde. Yani düşünce ve yargılarımızın çoğunun asıl kaynağının farkında bile değiliz.
  • Bir bakıyorsun,hayatta yapamam dediğin şeyin başrolündesin
    The Butterfly Effect
  • Geçip giden yabancı etkisi, passing strangee effect;kişinin kendisi hakkındaki en gizli sırları tamamen yabancı olan ve bir daha karşılaşma ihtimali bulunmayan insanlara daha kolay açma eğilimi. Özellikle uzun yolculuklarda (örneğin tren yolculuklarında -ki "trendeki yabancı etkisi de denir-) gözlenen bu eğilim, verilen sırların kendisine karşı kullanılmayacağı güvencesiyle kişinin bunaltıcı duyguları boşaltarak rahatlamasıyla açıklanır.