Efla sanatı, Croce’nin en çok üstünde durduğu felsefi uğraş alanıdır.
Gönderi kullanım dışı
Merhaba sevgili okurlar yine bir pazar günü ve kalp sana çocuk bana eşlik ediyor. :) Eflatun ve Atinin hikayesini merakla okuyorum ama hüzünlü bir yanı da var.Akgün Efla'yı sekiz yıl önce bırakmak zorunda kalmış ama neden olduğunu henüz bilmiyorum.Şimdi de telafi etmeye çalışıyor gibi.Bakalım neler olacak okudukça sizlerle paylaşırım.Sizlerin pazar günü eşlikçisi nedir? #kalpsanaçocuk #pukkayayınları #kitapönerisi
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kendimce düşünceler ..
İnsanın küçük mutluluklar edinmesi ne güzel bir duygu. Minik mutluluklar, bolca şükürle taşan bir coşkuya dönüşebiliyor. Eskiden bunun sadece hayatında birinin olmasıyla mümkün olduğunu zannederdim fakat görüyorum ki herkesin bir imtihanı olduğu gibi beraberinde de ona has kılınan, erişilmez nimetlerle de nasipli. Kısacası ayette de geçtiği üzere 'Muhakkak ki her zorlukla beraber bir kolaylık vardır ' diye tabi derya deniz Rabbim'in kelamından bir damlacık olamasa da heybeme kattığım mana bunlar oldu. Okuduğunuz için teşekkür ederim.. Feraye
Duygu ve Düşünce
balkonun köşesine sinmiş, koyu bir rutubet kokusu. duvarlar olması gerekenden fazla mı büyük eflâ? neden tuğlaların altında kalacakmış gibi hissediyorum. bu masada kaç kişi oturmuş eflâ, ne bu dağınıklık. bir sürü fincan, hepsi yarım. parça pinçik kağıtlar. kalem kayıp. gün batacak mı, doğmuş muydu. balkona gün batsın diye mi çıkmıştık? baktığı yeri görmeyen gözler ve iki kaşın arasındaki ince çizgi, benliğimle uyuşmuyor sanki. ben sığamıyorum eflâ. sığamıyorum. balkonu geçtim, kendime dahi sığamıyorum. parmaklarımı kıracağım farkında değilim. göz altlarıma yapışan sızıyı söküp atamıyorum. uykuya teslim olamıyorum. susamıyorum. kafamın içinde, binlerce kişiyle, en çok da kendimle konuşmayı, kesemiyorum. ağzımı bıçak açmıyor ama kafam susmuyor. susmuyor eflâ.
balkonun köşesine sinmiş, koyu bir rutubet kokusu. duvarlar olması gerekenden fazla mı büyük eflâ? neden tuğlaların altında kalacakmış gibi hissediyorum. bu masada kaç kişi oturmuş eflâ, ne bu dağınıklık. bir sürü fincan, hepsi yarım. parça pinçik kağıtlar. kalem kayıp. gün batacak mı, doğmuş muydu. balkona gün batsın diye mi çıkmıştık? baktığı yeri görmeyen gözler ve iki kaşın arasındaki ince çizgi, benliğimle uyuşmuyor sanki. ben sığamıyorum eflâ. sığamıyorum. balkonu geçtim, kendime dahi sığamıyorum. parmaklarımı kıracağım farkında değilim. göz altlarıma yapışan sızıyı söküp atamıyorum. uykuya teslim olamıyorum. susamıyorum. kafamın içinde, binlerce kişiyle, en çok da kendimle konuşmayı, kesemiyorum. ağzımı bıçak açmıyor ama kafam susmuyor. susmuyor eflâ..
1000Kitap
Bazı yollar, yıllar alır… Efla, Deniz Kılıç
1000Kitap