Alp Er Tunga öldü mü? Evet, öldü... Ve ölümü kurtları, kuşları, dağları, taşları bile yasa boğdu. Ölüm de Alp er'i sevmişe benzer Perslerin Şehname'sinde Efrasiyab, Divan-I Lügati't- Türk'te ise Alp Er Tunga olarak anılan o efsanevi, yüce Türk hakanına bin alkış olsun. Kaşgarlı Mahmud'un bin yıl önce yazıya döktüğü bu sagu, şimdi dinleti olarak eşlik etsin.
Şehnâme - Şehnâme, tarih öncesi zamanlardan başlayıp Sasani İmparatorluğu sonuna dek tüm eski İran krallarını inceler. Bunlar; Keyûmers (Orta Farsça:Kayômart), Hōşeng, Tahmûrâs, Cemşid, Zahhak, Feridūn, Menûçehr, Key Kubad, Key Kâvus, Key Hüsrev, Bahman, Dārā (III. Darius), Iskandar (Büyük İskender), I. Ardeşir, I. Şapur, I. Hürmüz, V. Behram, I. Hüsrev, III. Yezdigirt gibi krallar, ana tema Zabulistan prensi efsanevi kahramanı Rostam (Rüstem), Esfandiār (Goštāsp'ın oğlu) ve Afrāsiab gibi kahramanları ve suçluları içerir. İranlıların Turanlılarla olan mücadeleleri İranlı hissiyatı ile yazılmıştır. Türkler'in İran'a göçleri ve hâkim olmaları sonrasında İranlıları onurlandırmak için Gazneli Mahmud'un teşviki ile kendisi de bir İranlı olan Tuslu Firdevsî tarafından kaleme alınmıştır. Eserde geçen olaylar çoğunlukla İranlı Yunus ile Turan kralı Efrasiyab arasındaki epik çekişmeler şeklindedir. Şeytani güçleri olan Turan kralı Efrasiyab'dan Türk mitolojisinde Alper Tunga olarak bahsedilir.
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
içim içimi yuttu
Sözler içime düştü, kâinatı yutuyor, Efrâsiyâb sustu, "İç"te nöbet tutuyor. Nûveyba ile Krizantem Zindan'ından Kaçış F. Bengisu Develi (Derûnî)
Kitap Alıntısı
"Perdedâri mîkuned der kasr-ı Kayser ankebût. Bûm nevbet mîzened der târumu Efrasyâb." (Kayser’in kasrında örümcek perdedarlık yapıyor. Efrasiyab’ın sarayında baykuş növbet vuruyor.)
Bir akşamüstü karşıyakada son kez seni arıyorum Deniz bir adım ötede O hırçın dalgalar bakışlarımla birlikte Saçların misali rüzgarda dağılıyor Denizden gelen o tatlı melodi Kayaların kestiği çıplak ayaklarımı yalıyor Ve ruhumun en derinliğine yerleşiyor Bir martı süzülüyor alaca karanlıkta Feryadı kayalarda yankılanıyor Karşıda karanlığın ışıkları Karşısında ' en bitimsiz özlemler içinde sen ' içimde yarım yamalak sevdalar oysa Bir akşamüstü karşıyaka'da son kez seni arıyorum Hoşçakal... Elveda... Yahut birgün nasılsa sana geleceğim Uzak yalnız akşamların içinden Uykusuz... Gözlerimden nasibini alacak gözlerin Ayaklarımda tozu toprağı gençliğin Gökte sevdalı bir ay gülecek yüzüme karşı Sonra martılar geçecek hep bakışlarımda Martılar çığlık çığlık... martılar ağlamaklı Yaşadığım şu anlar bütün duygularım sana sevdalı Karşıyaka iskelesinde kaçıncı bekleyişim oldu Elimde çiçek gazete Belki gelirsin diye gözlerim son yolcuda Bir ezilmişliğin sancısı var titreyen avuçlarımda
Karşıyaka...
Denize bakmanın, uzun uzun bakmanın verdiği keyfi özlemişim.