Milletin bütün ıstıraplarını kendi vücudunda hissetmiş; milletin neyi istediğini, neyi istemediğini, ne düşünüp, neden şikayet ettiğini kendi beyninin hareketlerinde ve kendi vicdanının feveranlarında keşfedip anlamıştır.
Nerede sabah yıldızı? İçimizden bir ses o hiç doğmayacak derdi. Okuduğumuz kitaplar, konuştuğumuz tecrübeli, bilgiç adamlar da bunu söylerdi. Mektepler ise, sadece bir zeka mezarı idi.
Bugün psikanalize karşı çıkanlar, 16. yüzyılda astronomiye, 17. yüzyılda fizik ve kimyaya, 18. yüzyılda ise biyolojiye karşı çıkıyordu. Yüzlerce yılda değişmeyen tek şey, muhafazakârlığın yeniliğe karşı takındığı düşmanca tavır oldu.