"Birtakım budalalar varmış; Atatürk geride kaldı diyen. Bunların adına aşırı solcular deniyormuş, Atatürk, sağ mıydı, sol muydu? Herhalde ileriye koşmakta herhangi bir devrimciden çok daha aşırı idi. Nice yüz yıllık çağ merhalelerini bir atlayışta geçip gitti. Ufuk ona dar geliyordu.."
(Sayfa: 143)
Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun "Atatürk" isimli eseri, sadece bir biyografi olmanın ötesinde, yazarın kendi kimlik arayışıyla Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinin kesiştiği, edebi ve düşünsel derinliği olan bir yapıt. Kitap, klasik bir biyografi olmaktan ziyade, Yakup Kadri'nin gözünden Atatürk'ün ve onun önderliğindeki Türk milletinin yeniden doğuşunu anlatan bir 'tahlil denemesi'.
Yazar, bu eserde kendi gençlik bunalımından ulusal uyanışa geçişini, adeta Atatürk'ün gölgesinde oluşan benliğinin nasıl şekillendiğini ve bir kimlik kazandığını dile getiriyor.
Yakup Kadri, Atatürk'e dair tanımları etrafında tarih, siyaset, felsefe, Doğu-Batı ikilemi ve uygarlık üzerine derinlemesine düşünceler sunuyor. Atatürk'ü sadece bir lider olarak değil, aynı zamanda Türk toplumunun içinde bulunduğu çıkmazdan kurtaran, yeni bir medeniyet tasavvuru sunan bir "kurtarıcı" figürü olarak ele alıyir.
Yakup Kadri, Atatürk'ün yaşamında yer almış, onunla uzun yıllar birlikte olmuş bir yazar ve siyasetçi olması hasebiyle, eserini kişisel gözlemleri, anıları ve dönemin atmosferini yansıtan detaylarla zenginleştirmiş. Bu durum, kitaba otantik ve samimi bir hava katmakra.
Kitap, Atatürk'ün askerliği, insanlığı, kahramanlığı, milliyetçiliği, inkılapçılığı, dehası ve devlet kuruculuğu gibi çeşitli yönlerini tahlil ederek Atatürk'ün sadece askeri bir deha olmadığını, aynı zamanda düşünsel ve vizyoner bir lider olduğunu vurguluyor.
Yakup Kadri'nin gençlik yıllarındaki milli kahraman arayışını ve bu