"Yüreğim acı çekmekten korkuyor," dedi
bir gece Simyacı'ya, aysız gökyüzüne
bakarlarken.
"Yüreğine, acı korkusunun, acının
kendisinden de kötü bir şey olduğunu söyle.
Bazen insan olduğumu unutuyorum.
Çünkü insan olmak fazla iddialı geliyor.
Daha çok bir karınca gibiyim:
sayısız, adı olmayan, yokluğu fark edilmeyecek.
Karıncalar için yas tutulmaz.
Birinin üstüne basması cinayet sayılmaz.
Çünkü kimse “bir karınca eksildi” diye durup düşünmez.
Dünya ezerek ilerler.
Ben de öyle hissediyorum.
Günler geçiyor, zaman akıyor
ve ben akışın altında kalıyorum.
Kimse durmuyor.
Kimse “bekle” demiyor.
Bazen düşünüyorum:
Eğer biz de daha büyük bir şeyin karıncalarıysak,
o şeyin gözünde
sevincimizin de acımızın da
hiçbir karşılığı yoksa
neden bu kadar hissediyoruz?
Neden bu kadar korkuyoruz?
Neden mideye giren ağrılar,
geceye çöken anlamsızlık,
geçip giden zaman bu kadar can yakıyor?
Şükretmem gerektiğini söylüyorlar.
Ama şükür bazen bir baskı gibi duruyor omzumda.