‘’Onun nefesiyle hayatın güzel olduğuna inandığı zamanları hatırlıyor, onun nefesiyle uyandığı uykuları. Bir nefesle dirildiği, göz açıp kapayıncaya dek geçen tutup durduramadığı, yolundan çeviremediği o zamanların dirilten coşkusunu… Yanında bir nefesle uyanmanın güzelliği ve özlemiyle kavruluyor içi''
Banyoya gidiyor, gözlüğünü takıyor, saçı sakalı birbirine karışmış, gözleri kanlanmış, sol gözüne tümden kan oturmuş. Yüzünü yıkıyor, aynaya bakıyor, gözlerine… Füruğ’un artık olmadığı bir sabaha uyanan yüzüne. Beden acıyı nasıl da kaydediyor.
“İnandığım başka bir şey de hayatın bütün anlarında şair olmanın gerekliliğidir. Şair olmak, insan olmaktır. Günlük davranışları şiirleriyle hiç bağdaşmayan bazı insanlar tanıyorum. Yani sadece şiir yazdıklarında şair oluyorlar, sonra bitiyorlar. İki yönlü olduklarından fakir, kıskanç, mutsuz, dar fikirli, zalim, pisboğaz, açgözlü bir insan olup çıkıyorlar. İşte, ben bu adamların sözlerini kabul edemiyorum.”