Elif

Elif
Lisans
1 Temmuz
27 okur puanı
Aralık 2022 tarihinde katıldı
Puan vermedi·238 syf.··
2023 53. kitabı
·
147 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2023 14:08
İhsan Oktay Anar’ın kaleme aldığı bu roman, hayal ve gerçek arasındaki ince çizgide dolaşan bir hikâye sunar. Roman, 17. yüzyıl Osmanlı İmparatorluğu’nda geçerken, dünya atlası peşinde koşan bir dedenin torununa bıraktığı sıradışı mirası ve Bünyamin’in mistik yolculuklarını anlatır. Başlarda Anar’ın diline hakim olmayışımla birlikte kitabın içine pek çekilememiştim fakat kitabın tarihi, macerası ve düşlerinin büyüsüne kapılarak akıp gitti. Hem şaşırtıp hem derin düşünceler daldıran bir dünya oldu. “Hakikaten, rüya görmekte olduğumuzu nereden bilebiliriz? Ya da uyanık olduğumuzu? Belki de bütün bu olup bitenler, büyük bir rüyanın parçalarından başka bir şey değildir.”
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2022 2. kitabı
Şeker Portakalı, yoksul ama hayal gücü çok güçlü bir çocuk olan Zezé’nin hüzünlü ve sıcak hikâyesini anlatıyor. Ailesinden sevgi görmekte zorlanan Zezé, bir şeker portakalı ağacını en yakın dostu olarak görür ve onunla konuşarak hayata tutunur. Zamanla Portuga adını verdiği bir adamla gerçek bir dostluk kurar. Ancak hayatın acımasız yüzü, küçük Zezé’yi de bulur. Çocuk ruhuyla sevginin, kaybın ve umudun ne demek olduğunu öğrenir. Kitap, Zezé’nin masumiyetiyle kalbe dokunurken, çocukluk yaralarının ne kadar derin olabileceğini hatırlatıyor. “İçimde kuşlar vardı, uçmayı unuttular.”
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,1bin okunma
Çocuk Düşmanlığı
10/10
·311 syf.··
2022 29. kitabı
Gerçekten içimizde bizim bile adını koyamadığımız bir çocuk düşmanlığımız var mıydı? Sorusuyla başlamak istiyorum birkaç saniye düşünmenizi isterim bu soruyu ve verdiğiniz cevapla ilerleyelim. Kitabın cevabı adı gibi netti ve evetti. Okudukça hayretlere düşüp öyle bir şeyin var olduğunu gördüğüm birçok nokta oldu. O kadar güzel ve somut örnekler vermiş ki kitap, adeta yüzüme çarptı bu gerçekler. Ama okumadan önce düşündürmüştü beni. Elbette okuduktan sonra aklımda birçok şey daha da netleşti. Fark edemediğimiz bir şekilde yok sayıyorduk, kınıyorduk çocukları örneğin; Çocuk gibi davranma, büyü artık çocuk değilsin vs. bunlar bizim açımızdan düşmanlığımızın küçük kısımlarıydı belki ama bence yine de çocuğa yapılabilecek her türlü kınama, küçük düşürücü söz, yok sayma bir istismardır. Peki öyleyse neden bu önyargıları görmek istemiyoruz ve reddediyoruz diye didikledim durdum kitabı. Bu nokta da kitap aslında çocuklara olan önyargının da tıpkı cinsiyetçilik, ırkçılık gibi büyük bir önyargı olduğundan bahsediyor. Sorularla ele alacak olursak çocukların eğitilmesi gereken birer vahşiler olarak mı görüyoruz veya çocuklar üzerinde bir otorite olmadan onları büyütemediğimizi bize düşündüren ne, doğruyu düşünemediklerini, algılarının kısıtlı olduğu kanısına nerden varıyoruz gibi soruları kitap boyunca düşünüp cevap bulmaya çalışarak okudum. Severek okuduğum, bana bilgi katan, içerisinde de vaka örneği sunulmuş, dili yalın, akıcı bir kitaptı. Kitap incelemesi hakkında daha yeniyim anlatın kitabı derseniz her şeyiyle en ufak ayrıntısına kadar önünüze sunabilirim, tartışabilirim ama iş yazıya dökmek olunca biraz çekingen olduğumu fark ettim. Umarım bir nebzede olsa kitabı anlatabilmişimdir:)
Düşünce
Çocuk DüşmanlığıElisabeth Young-Bruehl · İletişim Yayınları · 202130 okunma