Zeynep Aliye'nin öykülerinde şiirsel bir dili var. Ancak, aşırı simgesel anlatımı anlaşılmasını güçleştiriyor. Aşağıda, kısa bir değerlendirme yapıp, sırasıyla bütün öyküleri - anladığım kadarıyla - özetleyeceğim.
Umutsuz, yılgın, yalnız insanların oluşturduğu bir atmosfer hakim öykülere ama genellikle sorunları çözülüyor veya çözüme doğru yol alıyorlar, böylece bu öyküler genellikle umutlu, hatta mutlu bitiyor.
Çiçekler, denizin dalgaları gibi doğal canlılar kadar gündelik eşyalar da canlıymış gibi anlatıcının zihniyle konuşuyor.
Bütün öyküler, sevgiye dair ilişkilerinde veya sevgisizlik, yalnızlık yüzünden türlü sorunlar yaşayan insanların, bu sorunlarına köklü çareler bulamayıp varolan ilişkilerini veya yaşantılarını kabullendiklerini gösteriyor.
1) Sevdiği biriyle beraber olup mutluluğa kavuşmak isteyen kızın karşısına bir yaşlı çıkar, onu istemeyince de üç tane arzulu adam onu beklemekte. Kız, yaşlının onun gitmemesi için hiç çaba göstermemiş olmasına içerler.
2) Yılları sevgisiz geçmiş evli bir adam bir kıza iki defa rastlayınca aralarında doğacak bir ilişki hayal eder. Kız, arkadaşlarıyla oturmuş oldukları çay bahçesinden kalkıp giderken kendisine gülümsediğini hisseder.
3) İçine kapanıp olumsuz uygularla intihar gereksinimine varırken bir çift kadın ökçesi tıkırtısı, bir kuşun ötüşü, hatta bir arabanın kornası gibi yaşamın sıradan ayrıntılarını fark ederek olumlu duygulara kavuşuyor.
4) Bir genç kız, acısıyla tatlısıyla bir koşuşturma, kaçma kovalama olan hayat içinde olduğunu fark ediyor ve bunu kabul etmek gerektiğini anlıyor. Birlikte keşfedecekleri çok şey olduğunu düşündüğü bir erkek arıyor.
5) Piyasa resimleri yaparak iyi kötü geçinen ve bulduğu kadınlarla yatıp giden bir ressam, bir yandan tekdüze işinden de günübirlik yaşamından da sıkılmışken