Egalité

Egalité
@egalite9
Çocukluğundan beri her fırsatta kitap okuyan biri. Kariyer, meslek, iş vb hiç önemli değil. Aslolan anlam dünyası, bunu sağlayanların en başında da okumak geliyor.
Ekonomist ve sonra Fr (YL) Tr (Dr) Siyasal ve Sosyal Bilimler
Doktora
Kadıköy
Kadıköy
440 okur puanı
Aralık 2023 tarihinde katıldı
Dersim vahşetine karşı yazarın tavrı
8/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 55. kitabı
Hep söylüyorum, öykücüler roman yazmaya başlayınca, eserleri tam bir roman olmuyor, bunlara "romanımsı" diyorum. Sema Kaygusuz da yazarlık kariyerine öykücü olarak başlayıp sonra roman yazmaya çalışanlardan. Roman yazan demiyorum, bilerek "roman yazmaya çalışanlar" diyorum. Bu romanımsı kitaptaki anlatıcı, Dersim Katliamı'ndan tesadüfen kurtulup Samsun'a göç eden kırk kişilik Alevi topluluğunda küçük bir kızın, bir babaanne olarak torununa seslenmesini aktarıyor ve aynı zamanda anlatıcı olarak kendisi bu toruna söz söylüyor. Elinde hep fotoğraf makinesiyle gezen, yaşamdaki ruhsal derinliklerin farkında olmayan torunun, Hıdrellez şenliğini ve orada Hızır'ı temsil eden dansçıyı bile fotoğrafın dar, sınırlı, donuk anına hapsetmesini eleştiriyor. Sema Kaygusuz, cinsiyet, etnisite, hayvan-insan ve hatta organik-inorganik ayrımlara karşı çıkan bir yazar. Bu romanında bu aşkınlığı Hızır temsil ediyor. Romandaki anlatıcı, torunun eksikliğini tamamlayıp, Hızır'la olmuyorsa kendisiyle bütünleşmeye çağırıyor onu, "yüzünde bir yer" bulmayı diliyor. Dersim gibi bir felaketten geriye hınç deği, utanç kalmış. Bu romandaki yaklaşıma göre, bu dehşet anlatılamaz, fotoğrafı çekilemez. Bunlar yapılsa bile hep eksik kalır. Babaanne de torununa "aşağılanmanın ezikliğini değil de, mahvoluştan hemen sonra büyüyen insan olma mahcubiyetini bırak"mış torununa (s. 152). Anlatıcı, sadece incir ağacından medet ummamasını, kendisini muhatap almasını istiyor. Yazara göre, Dersim gibi bir vahşet karşısında en güçlü edebi tavır yaşanan dehşeti hatırlatmak ve acı çektirmek yerine, insanın özüne dönmesi, yani din, dil, vb her türlü kültürden önceki saf halimize dönmemize dair mitolojik öyküler yardımıyla içe bakış ve kadim zamanlardaki gibi her varlıkla hemhal olmak.
Yüzünde Bir YerSema Kaygusuz · Metis Yayıncılık · 2021891 okunma
Reklam
B. Traven'in gençliğinin romanı
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Yazarın adına olan vakfın kurucusu ve müdürü tarafından bu kitaba önsöz olan yazıda, yazarın gençken bu romanındaki anakarakterin aynı yerde (Meksika) ve girdiği işlerin aynısını yaptığını söylüyor. Bunun da ötesinde, önsöz yazarı devamında bu romandaki öykünün bütün içeriğini yazarın yaşamına paralel olarak anlatıyor. B. Traven'in tatlı bir anlatımı var. Sol görüşlü bir yazar olarak öyküsünün arka planındaki ekonomik ve toplumsal sömürü ve karşı mücadeleyi her fırsatta dile getirirken, en acımasız sahneleri bile rahatsız etmeden anlatmayı beceriyor.
Edebiyat
Pamuk İşçileriBerick Traven · Sel Yayıncılık · 202532 okunma
Yeşilçam, Türkiye gibi
9/10
·608 syf.··
2026 53. kitabı
Vedat Türkali'yi severek okuyorum. Ülkemizin yakın tarihinden kesitleri içinde insan ilişkileri, kaygılar, umutlar, sevgisizlikler, arzular, daha neler neler... Bu usta yazarımız, bir yandan geleneksel toplumcu gerçekçi romanlardaki gibi yazıyor ama öbür yandan ve asıl önemlisi, modern romancılarımız gibi bireyin iç dünyasına, içses, çoğul anlatım gibi tekniklerle eğiliyor. Ayrıca, ironik bir anlatımı var. Bu romanında üç anakarakter her bölümde sırayla başrolü alıyor, hepsini izlerken gülüyoruz, özellikle de Zühtü Bey'i. Romandaki Gündüz karakteri bir bakıma yazarın görüşlerini yansıtıyor gibi. Yeşilçam'ın yozlaşmasının hem ekonomik hem de politik olduğunu görüyoruz. Yerli sinema bir ara Batı taklidi oluyor, ama yeterince popüler olup iyi para kazanabilmek için alaturka melodrama başvuruyor. Politik baskı ise pornografiye kayılmasına neden oluyor. Öykünün son ana bölümündeyse, yerli-yabancı ilaç tekeline karşı mücadele etmenin çok çetin şartlar yarattığı ve yerli film sektörünün özgün ve toplumsal eleştirel içerikli üretim yapmasının önünün vahşice kesilmesi anlatılıyor.
Yeşilçam Dedikleri TürkiyeVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 2015251 okunma
Kültürel antropolojinin geleceğine dair
9/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Bu kitabın başlığı "Antropolojik Bilginin Geleceği". Dolayısıyla, geçmişteki veya bu geçmişten gelip elinde kalanlarla yetinilmiyor. Kitabın yayınlandığı 1995 yılı baz alınınca, antropololoji en azından 90lardan itibaren Üçüncü Dünya'nın, siyah ve feminist bilim insanlarının sorduğu sorularla karşılaşıyor. Bu kitaptaki yazılar, moderniteyle ve küresel çaptaki sorunlarla ilgili toplumsal teorilerin sadece Batılı toplumlarda üretildiğine dair fikre karşı çıkıyor. Farklı toplumlar Batılı gözle anlaşılınca birçok yanlış anlama ortaya çıkıyor. Düşünümsellik, özdüşünümsellik gibi, araştırmacıların kendilerini sorgulamanın bile yetersiz olduğunu, en doğru olanın farklı toplumlarda doğan fikirlere ve oranın araştırmacılarının eserlerine ilgi göstermek olduğu söyleniyor.
İnceleme
The Future of Anthropological KnowledgeKolektif · Routledge · 19961 okunma
Öldürülen askerlere dair öyküler
6/10
·160 syf.··
2026 51. kitabı
Derleme öykü kitapları okurum. Daha önce dediğim gibi, hem sevdiğim yazarlara rastlamak, onların henüz okumadığım veya tekrar okumaktan zevk alacağım öyküleri, hem de ilk defa ve bir ümitle okuyacağım ve belki de beğeneceğim yazarlarla karşılaşmak için. Sevdiğim Sema Kaygusuz veya yeni tanıyıp sevdiğim Murat Özyaşar gibi yazarların yanında, Murathan Mungan'ın ne ilişkisi varsa, Bora Abdo, Aslı Tohumcu gibi okunması zor ve sıkıcı yazarlar var. Ayrıca, Şule Gürbüz gibi bile bile devrik cümleler yazıp okunmayı güçleştirenler var. Bu kitapta, etnik açıdan farklı bulundukları için milliyetçi ve kötü komutanları veya başka askerler tarafından öldürülüp intihar ettiği söylenen askerlerin öyküleri var.
Edebiyat
Merhaba AskerMurathan Mungan · Metis Yayınları · 201450 okunma
Reklam