Ebeveynler, çocukların dış dünyaya açılan pencereleridir. Çocuk dışarıya bakar ama bazen boyu yetmediği için göremez ya da gördüğünü adlandıramaz,anlamaz ve ebeveynine bakar. "Bu gördüğüm ne? Güvenilir mi? Dünya çok büyük, insanlar çeşit çeşit... Güvende miyim?" Bunlar hak vereceğiniz üzere doğru ve ihtiyaca binaen sorulmuş sorulardır. Fakat anne babanın da dış dünyaya açılan pencereleri vardır ve bu pencereler dünyaya kaygıyla açılıyorsa çocuk da kaygılanması gerektiğini düşünür. Çünkü anne babası huzurlu değildir. Sürekli endişeli,gergin ve tedirgindir. Bu durumda dünya, çocuk içinde huzursuz, tehditkar ve kaygı uyandıran bir yer haline gelir.
Yalnız kalmak, kendine dönmek, iç dünyaya bakmak; zaaflarımızı fark etmeyi, zorlandığımız anları, acıyan yerlerimizi, tetiklendiğimiz noktaları görmeyi sağlar.
Çocukluk hiç bitmez... Yaşınız ilerler,saçınıza aklar düşer ama o hep oradadır. Kalbiniz kırıldığında, kendinizi kimsesiz hissettiğinizde, baş edemediğiniz bir öfkeyle sınandığınızda, döndüğünüz yer yine orasıdır; çocukluğunuz. Çocukluğunuzu anlamadan, bugününüzü doğru yorumlamanız pek de mümkün değildir.