Seni pohpohlamaya çalıştığımı sanma! Hüda'dan başkasına övgü düzmeyecek kadar güçlüyüm ama Hoca Ömer bir imparatorluk ne kadar geniş, ne kadar kalabalık, ne kadar bolluk bereket içinde olursa olsun; hep adam kıtlığı çeker. Dışarıdan baktığında kuldan, karınca yuvası gibi kaynayan meydanlardan, yoğun kalabalıklardan başka bir şey göremezsin. Ama ben zaman zaman savaş nizamında ilerleyen ordumu, namaz saatinde bir camiyi, çarşıyı hatta kendi divanımı seyreder ve şunu sorarım kendi kendime; "Şu adamlardan bir marifet, bir bilgi, bir sadakat örneği, bir şahsiyet belirtisi istesem her saydığın vasıfla birlikte çevremdeki kitlenin seyreldiğini,eridiğini ve giderek kaybolduğunu görmez miyim? Yalnızım ben Hoca Ömer... İflah olmaz bir yalnızlık bu... Divanım da boş, sarayım da... Bu şehir, bu imparatorluk ıssız... Sanki bir elimi hep arkamda gizleyerek alkış tutmak zorundaymışım gibi geliyor. Senin gibi adamları bırak Semerkant'tan getirtmeyi böyle adamları bulmak için Semerkant'a kadar bizzat yürüyerek gitmeye razıyım...
Bir ilişkinin başlangıç dönemlerinde hassas sorunlardan kaçılır genellikle, binbir itinayla henüz kurulan o kırılgan yapının yıkılacağından korkulur. Ama bana sorarsan seninle bu kadın arasında derin, temelden bir fark var. Hayata bakışınız aynı değil.