Orhan Pamuk, gerçekten Türk Edebiyatına virgül koymuş yazarlarımızdan biridir. Kim ne derse desin bu böyle. Pamuk'un kötü bir yazar olduğunu söyleyen kim varsa, onları romanlarını tekrar davet ediyorum.
Yedi senelik bir süreçte yazılan Masumiyet Müzesi, kesinlikle iyi bir roman; fakat abartıldığı kadar iyi mi?
Konusu: Kemal isminde bir iş adamımız var ve bu kişi, nişanlanmak üzereyken, uzaktan bir akrabası olan Füsun ile karşılaşır. Ardından aralarında bir aşk filizlenir ve bunu gizli bir şekilde yaşamaya başlarlar. Hepimizin aklına gelebilecek basit bir konu; lakin fikrimce bu romanı iyi yapan şey, hikayeden ziyade arka planda işlediği konular. Onun için konuya çok girmeyeceğim.
Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi'nde, bekaret sorununu ve erkek baskıcılığını gerçekten çok iyi ele alıyor.
SPOILER SPOILER VE SPOILER
Kitabın başlarında, Kemal ile Sibel'in evlenmeden önce seks yapmasını, Orhan Pamuk bir nevi modern ve zengin olmalarına bağlıyor; Ama şunu unutmamalıyız: Sibel, evlenmeden önce seks yaptıkları için Kemal'in şanslı olduğunu belirtiyor. Kitap boyunca bekaret meselesi işleniyor ve Kemal bekaretin önemsiz bir şey olduğunu dile getirmekten sakınmıyor; fakat sonlarına doğru fark ettiğimiz bir şey var: Kemal, bekaret önemsiz diye diye artık bekareti bir nevi önemli bir şey haline getiriyor. Karşı tarafında dahi olsa, bekaret onun için bir dert haline geldiğini görüyoruz. Eğer onun için gerçekten önemsiz bir şey olsaydı, bu kadar dile getirmezdi.
Füsun'un ölümüne baktığımız zaman şunu görüyoruz: kazanın ve ölümünün sebebi Kemal ile Feridun oluyorlar. Çünkü Füsun'un tek isteği o sıralarda oyuncu olmak fakat Kemal ile Feridun onu kıskandıkları için bu hayali gerçekleştiremiyor. Bence burada anlamamız gereken: Kemal esasında o kadar da