Ege Yağız Uyar

Güçsüz Bireyin Romanı
9/10
·240 syf.··
Beğendi
·
2021 13. kitabı
·
32 saatte okudu
·
Okunma: 12 Mart 2021 02:40
Sanırsam bu devirde hâlâ Orhan Pamuk’un iyi bir yazar olup olmadığını tartışmamıza gerek yok diye düşünüyorum. Hele ki bu Orhan Pamuk’un yazarlığını tartışacağımız roman Yeni Hayat ise, baştan çok iyi olduğunu kabul etmemiz gerekli. Yeni Hayat’ı okuduğunuz zaman, ilk aklınızda kalacak şey: Pamuk’un hakikaten çok çalışkan bir romancı olduğu olacaktır. Çünkü Yeni Hayat, normal bir kurgu anlatırken birdenbire size bazı şeyler hakkında bilgiler vermeye başlıyor. Bu bilgilerin yoğunluğunun altında kalmamaya çalışıyorsunuz. Burada size Yeni Hayat’ı okumanız için bilgiler vermeyeceğim çünkü sanırsam okumalıyız. Gerek sağlam bir metin olduğu için, gerek bize bir şeyler dediği için. Yeni Hayat, bir kitap okuyup, kitaptaki ülkeyi aramak için yollara düşen bir gencin hikayesi. Çok romantik görünse de işin aslı pek böyle değil. Hadi çayını soğutma. SPOILER SPOILER VE SPOILER İncelemenin başlığında bahsettiğim güçsüz birey muhabbetine gelmek istiyorum. Modern insanın sorunlarıyla baş edebilmesinin iki yolu vardır: sahici olmak ve sahici olmamak. Sahici olmak epey zor bir şeydir. Çünkü sizi sıradanlığın dışına iter. Kollarınızı sıvayıp dertlerinize çözümler bulmanız gerekmektedir. Eğer sahici olmama seçeneğini seçerseniz her şeyi akışına bırakır ve beklersiniz. “Beklemek, özellikle sorumluluk almadan birilerinden bir şeyler beklemek, umutsuzluk ve güçsüzlük durumunu, geniş planda ise varlığın kendisi karşısında sahici olamadığını işaret eder.”¹ Beklemek güçsüzlerin işidir. Sartre varoluş felsefesinde, insanın kendisinden sorumlu olduğunu söyler ve kişi varoluşunu anlamlandırması için bir şeyler yapmalıdır, harekete geçmelidir.² Bu bekleme hadisesi hakkında Sevda Şener, insanın kimliğini silen umutsuz ve amaçsız bekleyişinin, Samuel Beckett’in ünlü eseri Godot’yu Beklerken
Yeni HayatOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 201910,4bin okunma
Reklam
"Dünya Cennete Yakın, Ama Yarı Karanlık Bir Yerdi"
6/10
·516 syf.··
Beğendi
·
2021 2. kitabı
Orhan Pamuk, gerçekten Türk Edebiyatına virgül koymuş yazarlarımızdan biridir. Kim ne derse desin bu böyle. Pamuk'un kötü bir yazar olduğunu söyleyen kim varsa, onları romanlarını tekrar davet ediyorum. Yedi senelik bir süreçte yazılan Masumiyet Müzesi, kesinlikle iyi bir roman; fakat abartıldığı kadar iyi mi? Konusu: Kemal isminde bir iş adamımız var ve bu kişi, nişanlanmak üzereyken, uzaktan bir akrabası olan Füsun ile karşılaşır. Ardından aralarında bir aşk filizlenir ve bunu gizli bir şekilde yaşamaya başlarlar. Hepimizin aklına gelebilecek basit bir konu; lakin fikrimce bu romanı iyi yapan şey, hikayeden ziyade arka planda işlediği konular. Onun için konuya çok girmeyeceğim. Orhan Pamuk, Masumiyet Müzesi'nde, bekaret sorununu ve erkek baskıcılığını gerçekten çok iyi ele alıyor. SPOILER SPOILER VE SPOILER Kitabın başlarında, Kemal ile Sibel'in evlenmeden önce seks yapmasını, Orhan Pamuk bir nevi modern ve zengin olmalarına bağlıyor; Ama şunu unutmamalıyız: Sibel, evlenmeden önce seks yaptıkları için Kemal'in şanslı olduğunu belirtiyor. Kitap boyunca bekaret meselesi işleniyor ve Kemal bekaretin önemsiz bir şey olduğunu dile getirmekten sakınmıyor; fakat sonlarına doğru fark ettiğimiz bir şey var: Kemal, bekaret önemsiz diye diye artık bekareti bir nevi önemli bir şey haline getiriyor. Karşı tarafında dahi olsa, bekaret onun için bir dert haline geldiğini görüyoruz. Eğer onun için gerçekten önemsiz bir şey olsaydı, bu kadar dile getirmezdi. Füsun'un ölümüne baktığımız zaman şunu görüyoruz: kazanın ve ölümünün sebebi Kemal ile Feridun oluyorlar. Çünkü Füsun'un tek isteği o sıralarda oyuncu olmak fakat Kemal ile Feridun onu kıskandıkları için bu hayali gerçekleştiremiyor. Bence burada anlamamız gereken: Kemal esasında o kadar da
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma