elif gürçınar

elif gürçınar
@egurcinar
Insan Vefalı Olmalı
İnsanın hayatı anıları kadardır derler. Bence haklılar. Bu iletim Semih Doğan dostuma ithaf edilmiştir. youtube.com/watch?v=vwBYVGE... Belki yaşımdan, kopmaz bir bağım vardı. 2015 senesiydi, haziranın ikisiydi. Zaten izini sürüyordum merhumun. Göçtü Behiye Aksoy. Ne acı günler geçirdi yarabbim. Ne yalnız günler, göz yaşlarını içine akıttığı? Felçli dudaklarından sızmıştı içtikleri. Utanıp ağlıyormuş. Sonra tamamen unutmuş her şeyi. Kendini bile. Göçmüştü işte. Hemen uçağa atlayıp geldim Teşvikiye camisine. Göçme zamanı, 82 yaşına denk gelmişti. Bir kenarında durdum ben de cenazesinin. Ertesi gün döndüm yine buralara. Sıkıntılıydım. Bir öykü düşündüm merhuma. Kurmaca işte. Adını Mahinur koydum. Yaşar Kemal'in Kuşlar da Gitti, novellasıyla birleştirip bir öykü kaleme aldım. Lido havuzu vardı o zaman. Çok havuza girmişliğimiz vardı Lido'da. Merhum da girmişti. Bilen bilir. Sonra Reina oldu orası. Reina'nın bir öyküsü varsa orada illaki Behiye Aksoy da vardır. <<<<<Başı eşarplı, alnının üstüne taşmış saçları simsiyah, otuz, otuz beşlerinde, yakası kürklü bir manto giymiş, sağ elini göğsünün üstüne koyup hafifçe sağ yanına dönüp poz vermiş bir kadın fotoğrafı. Oldukça eski, siyah beyaz bir fotoğraftan çoğaltılmış olmalı. Hem fotoğrafın hem de basıldığı yaka pulunun üstü sarı-kahverengi lekelerle dolu. Sepya bir fotoğraf. Seçebildiğim kadarıyla güzel bir yüzü varmış merhumenin. Gözleri gülüyor. En üstünde, acı kaybımız, fotoğrafın altındaysa, A. Mahinur Gülnihal 1908-1982, yazıyor. “İyi tanıdınız fotoğrafı vallahi. Çok genç hali zira, öldüğünü bilmiyor muydunuz,” diyorum. “Salonunda asılıydı bu fotoğraf. Yok, bilmiyordum. Aslında tahmin ediyordum. Vefasızlık işte bizimki,” diyor, sonra da, “Fotoğrafta ayı, günü yazmıyor, ne